Yormayın artık?

Hicaz makamında, Hasan Esen’in bestelediği, çok güzel bir şarkı vardır. Bilir misiniz? Sözleri şöyle;

Şu Yorgun Gönlümü Yormayın Artık
Yerden Yere Vurup Kırmayın Artık
Ben Ona O Bana Yabancı Olduk
Ne Olur O Aşkı Sormayın Artık.

Başımızda; bin türlü musibet varken. Dünyadaki düşmanlarımız ile uğraşırken, üstelik içerde çözmemiz gereken bir yığın mesele varken, Allah aşkına, yormayın artık şu ülkeyi. Sözümüz, ana, yavru ve civciv muhalefete. Türk Devletinin attığı her adımı, Erdoğan ve Bahçeli düşmanlığı nedeniyle, baltalamakla görevli olanlara sesleniyoruz. Yetti artık. Bir gün de, ülke tarafında olun. Ortamı germeyin. Durduk yere, memleketin Cumhurbaşkanına, ağza alınmayacak sözler söyleyip de, insanları kutuplaştırmayın. İçinizden gelmese bile, dışarıya karşı birlik olduğumuz gösterin. Merak etmeyin. Bir şey kaybetmezsiniz. Aksine kazanırsınız. Şimdi yaptığınız, bu devlet ve hükümet düşmanlığı sizleri, birer birer eritiyor. Millet uyandı. Bir tek ülkemiz var. Onun için siyasi bağnazlığı bir yana bırakıp, ülke menfaatleri doğrultusunda Türk, Devletinin yanında yer alın. Milletimiz, ülkemiz, sizin yaptığınız, yumruklu kavgalar ve ağız dalaşlarınız yüzünden yoruldu. Etrafımız ateş çemberi. Yüz yıllardır hedeflerinde Türkiye var. Devlet, bu hainlere karşı direniyor. Vatanımızı korumak için mücadele veriyor. Hiç bir siyasetçi ve devlet adamı, durduk yere birileri ile savaşmaz. Sizin aklınız bu kadara da mı yetmiyor? Devletimizin, milletimizin yanında olun. Vallahi bu meseleleri böyle sürdürürseniz, sandıkta kalırsınız. Demedi, demeyin

Şarlo’dan
Sinema tarihinin en ünlü komedyeni, Charlie Chaplin anlatıyor:
Küçük bir çocukken, babamla bir sirk şovunu izlemeye gittik. Bilet sırasında uzun bir kuyruk vardı ve önümüzde anne-baba ve 6 çocuktan oluşan bir aile vardı. Fakirlik hallerinden belliydi, elbiseleri eski ama temizdi. Çocuklar sirkten bahsederken çok mutlu görünüyordu.
Onların sırası gelince, babaları gişeye geçti ve bilet fiyatını sordu. Gişe çalışanı ona, bilet fiyatını söyleyince, adam kekelemeye başladı ve dönüp karısının kulağına bir şeyler fısıldadı. Mahcubiyet yüzünden kolayca okunuyordu. Birden babam cebinden, 20 dolar çıkardı ve yere attı. Sonra da eğilip yerden aldı ve adamın omzuna dokunarak şöyle dedi;”Paranız düştü beyefendi.” Adam babama baktı ve gözleri dolarak;”Teşekkür ederim efendim.” dedi. Onlar içeri girdikten sonra babam beni elimden çekti ve kuyruktan çıktı. Çünkü babamın adama verdiği 20 dolardan başka parası yoktu. O günden beri babamla gurur duyuyorum. O iki dakika benim hayatımda izlediğim en güzel şovdu. O gün izleyemediğim sirk şovundan eminim daha güzeldi. Cebindeki son kuruşu, ihtiyaç sahiplerine veren, yardımseverlere selam olsun.Sağlıcakla kalınız.



WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com