Aşkın İcadı

İnsanlık tarihinin dönüm noktalarını oluşturan birtakım icatlar vardır. Bu icatlardan en kritik olanları ise sırasıyla; ateşin, tekerleğin ve aşkın icadı.

Kronoloji aynen şöyle işledi: İlkel insanların ileri gelenleri, çetin doğa koşullarıyla savaşırken önce ateşi icat etti. Taşları birbirine sürterek ateşi bulan ilkel insan, o gün toplumsal anlamda da kademe atlamıştı. Şöyle ki, sürtünen iki taşın arasındaki uyum, günümüzde sık rastlanan ‘birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyulan zaman’ ve ‘bir elin nesi var, iki elin sesi var’ gibi bütünleştirici dopinglerin de fitilini ateşlemiş oldu.

Tabii, icatlar tarih sahnesinde kapalı gişe oynarken insanoğlu da rehavete kapılmadan edemedi. Çünkü ateşi bulan ilkel insanın ilk işi bulduğu ateşi bacasına sardırmak olmuştu. Tarihi bulgulara göre, ateş bacayı ilk o zamanlar sarmıştır. Alışılmadık bu alevler karşısında uzun süre direnemeyen o bacalar da zamanla birer birer erimeye başladı. Çağlar boyu eriyik halde seyreden lavlar, bakırı ve tuncu da ele geçirdikten sonra ilerleyişine basına kapalı olarak devam etti. Takribi aynı günlerde ise ilkel insanlık aleminde müthiş bir isyan baş gösterdi.

Ateşin söylendiği kadar matah bir buluş olmadığını, bacası tutuşan vatandaşların mağduriyetini, ateşin mağaralar arası anlaşmazlığa yol açıp ikircik yarattığını öne süren bir grup, duvarlara kazıdığı birtakım şekillerle tarihin ilk protestosunu gerçekleştirdi. Bu başkaldırışı ise intihar teşebbüsleri takip etti. Ateşinin bir türlü sönmediğini iddia eden birkaç ilkel insan, kendini kayalıkların yamacından aşağı bıraktı. Ama bu acı olay, insanoğlunun başını karanlık çağın uykusundan kaldırmasına sebep olacaktı. Kendini yamaçtan aşağı bırakan insanların hem hızlı hem de ahenk içindeki bu yuvarlanışı toplumda büyük bir aydınlanma yaratmıştı. Ve böylece bir yerden bir yere yuvarlanılarak daha kolay gidileceğini gözlemleyen ilkel insanlık, tekerleği icat etmede ilk domainini elde etmiş oldu. Sonrası ise çorap söküğü gibi geldi. Ateşi bulup bacasına sardıran insanlık, tekerleği de bulduktan sonra ateşini söndürecek diyarlara keşfe çıktı. Ve işte aşk da böylelikle icat edilmiş oldu.

Mayasında; buzları eriten ateşler, bakıra, tunca şekil veren lavlar ve yoluna, önüne çıkan her şeyi içine katarak devam eden asırlık bir devinim barındıran aşk, bu sebepledir ki, yüzyıllardır hep aynı tabirlerle tarif ediliyor. ‘İçin erimesi, tenin yanması, aşkla şekil almak, aşkı aramak, aşka sürüklenmek’ gibi beylik laflar bu yüzden bugün her kalbe bu kadar tanıdık geliyor. Yani aşk için yeni bir sistem yok. Dün ne yapıyorsa, bugün de arkasında.

Sözün özü, insanoğlunun en çetrefilli icadı olan aşkı, bu istikrarından dolayı hem ilkel hem de modern insanlık adına kutlamayı bir borç bilirim.

 



WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com