FIRSATÇILAR

Okuyucularımız, “Yahu siz, bu Diyanete kafayı taktınız” diyecekler ama önce bir dinlesinler. Efendim, Diyanetin yayınladığı genelgede “İhtiyaç halinde, özürlü vatandaşlarımız, kendileri getirmek kaydı ile katlanabilir taburelerde namazlarını eda edebilirler” denilmektedir. Buna istinaden başka şehirlerdeki Camilere, katlanabilir tabureler konulmuş. Mesela Edirne’deki Selimiye Camisine… Edirne Müftüsü bu konuda bir açıklama yaparak, gerekli tedarikin yapıldığını ve yapılmaya da devam edileceğini söylemiş. Çanakkale’de öyle mi? Tabureler kaldırıldığı gibi, tabureye benzer ne varsa yok edilmiş. Yani vur denilmiş, öldürülmüş. Sayın Müftümüze duyurulur. Diğer illerin müftüleri ile istişare yaparak, uygulamanın nasıl olduğunu öğrenebilir. Neyse, bugünkü konumuz bu değil. Fırsatçılar. Camilerde katlanabilir taburelere müsaade edildi ya. Birden piyasa kızıştı. Genelgeden önce, 10 ila 15 lira arasında olan bu katlanabilir tabureler şimdi 30 lira oldu. İnanmıyorsanız, bir mağazaya sorun. Bazı cami cemaati, işin içinde bir hinlik var mı diye şüpheye düşüyorlar. Neden katlanabilir tabure? Yoksa üretici firmalarla anlaşıldı mı? Diye de Muzurluk yapıyorlar. Tabii ki bizler böyle bir şeyin mümkün olamayacağını belirtmek isteriz.

 MÜFTÜLÜĞE GÖREV DÜŞÜYOR
Çanakkale Müftülüğüne duyurumuzdur. Sayın Müftümüz, camiden uzaklaştırılan bu cemaati kazanmak için, bir adım atmalıdır. Öncelikle Edirne Müftüsü ile bağlantı kurup, uygulamanın nasıl yapıldığını öğrenmelidir. Her camiye üç beş hayırseverden, 10-15 adet katlanabilir tabure alıp koymalıdır. Millet sokaklarda, elinde tabure dolaşmaktan kurtarılmalıdır. Geçen gün yaşlı, emekli bir hocamızı, elinde katlanabilir taburu ile yollara düşmüş halde gördük. Köpürmüş vaziyetteydi. Bu yüzden camiyi değiştirdiğini anlattı. Elindeki katlanabilir tabureyi, arkadaşlarının 15 liraya aldığını, kendisinin ise 30 lira ödediğini anlattı. Ey Müslümanlar. Bu yaşlı insanlara, bu eziyet niye? Yahu, Allah aşkın, Üçüncü dünya Savaşı çıkmak üzeriyken, uğraştığımız konulara bakın. Bu Diyanet İşleri Başkanlığı’nın daha önemli işleri yok mudur? Ne isterler üç beş özürlü, ayaklarında sıkıntı olan Müslümanlardan? Biz yaptık oldu zihniyeti ile din, diyanet dizayn edilemez. Bu şekilcilikten, vazgeçelim artık. Hani bir söz vardır, “Gelecekte bir gün gelecek” diye. Bu yasağı koyanların da bir gün O yasakladıkları tabureye ihtiyaçları olacağını göz ardı etmemeleri hatırlatmak isteriz.

AZICIK UCUNDAN
Şarap yapmak yasaklanmış; sıkı bir kontrolle, şarap yapan yakalandığında kellesi vuruluyormuş. Bağ bozumu vakti geldiğinde, Bektaşi üzümlerin suyunu küplere doldurmuş. Durumdan haberdar olan hükümdar, Bektaşi’nin küpleri başına geldiğinde, hiddetle sormuş-Üzüm suyu küplere ne için dolduruldu? Bektaşi, yakalanmışlığının telaşı ile cevap vermiş:-Dolduruyorum ki, orada sirke olsun. Hükümdar, biraz yumuşayarak yeniden sormuş: -Sirke dersin ama ya şarap olursa! Hükümdarın yumuşadığını gören Bektaşi: – Orasını Allah bilir, demiş. Sağlıcakla kalınız.