TAHAMMÜLSÜZLÜK

Herkesi, kafamızda kurduğumuz kalıba sokma imkânı var mıdır? Beğenirsiniz, beğenmezsiziniz. Bu sizin elinizdedir. Amma ve lakin şu şunu niye böyle yaptı? Öteki, niye böyle düşünüyor? Filan kes, neden böyle giyiniyor? Deme hakkınız yoktur. Mesela biz, meczup gibi, şalvarlı, külahlı, Araplar gibi giyinenleri, aşırı derecede çıplak olanları, başını türbanla kapatıp da başka yerlerini açanları, asla ve kata tasvip etmiyoruz. Arabasının camına, vücudunun herhangi bir yerine, Kemal Atatürk yazanları da Huzur İslam’dadır yazanları da vücudunun her yerini dövmelerle dolduranları da tasvip etmiyoruz. Yani, biz böyle yapmayız diyoruz. Dedik ya. Sevip sevmemek, hoşlanıp hoşlanmamak önemli değildir. Adam ya da kadın, kendi düşüncesine göre giymiştir. Saygı duymak zorundasınız. Tahammül göstermek mecburiyetindesiniz. Birlikte yaşamanın en önemli kuralıdır bu.

     OLDU MU, ŞİMDİ?

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın kutlandığı gün, televizyonlara ve sosyal medyaya bir görüntü düştü. Başı külahlı, şalvarlı genç bir adam, Metro’da ayakta seyahat ediyor. Orada bulunanlar da; artık bu kardeşimize protesto olarak mı, Yoksa içlerindeki coşku nedeniyle mi, bilemiyoruz. Onuncu yıl marşını söylüyorlar. Çok da iyi yapıyorlar. İstiklal Marşını söylemeyen Belediye başkanlarının olduğu bu ülkede, gençlerin bu tavrını alkışlıyoruz. Biz de bu marşı çok severiz. Hele “Türk’e Durmak yaraşmaz. Türk önde Türk ileri cümlesi”, milli duygularımızı şaha kaldırır. Buraya kadar problem yok. Ancak, bir geri kafalı, tahammülsüz, kendisinden başka bu ülkede, başkalarının yaşama hakkı olmadığını düşünen bir haysiyetsiz, bu arkadaşımızı kameraya alıp, sosyal medyada yayınlıyor. İşte biz, bunu kabul etmiyoruz. Videoya alınan ve Onuncu marşı ile yeri göğü inletenlere rağmen, şalvarlı arkadaş, ciddiyetini, vakarını hiç bozmuyor. Başı önünde dinliyor. Yani diyor ki, “Sizin yaptıklarınız tasvip etmeyebilirim. Amma, düşünce sizin. Özgürlük sizin. Sıkıntı yok.” Bu videoyu çeken arkadaşa iki laf etmek isteriz. Türkiye’de yaşayan, her görüşe mensup insan var. Biz hep birlikte Türkiye’yiz. Kimseyi öteleme hakkımız yok. Yeter ki, vatanın bölünmez bütünlüğüne halel getirmesin. Sizin bu yaptığınız bölücülüktür. Terbiyesizlik, hadsizliktir. Allah sizi ve sizin gibileri ıslah eylesin. Nasrettin hoca ile arkadaşı duvar kenarında oturuyorlarmış. O sırada elinde bir tepsi Baklava ile bir zat geçiyormuş. Arkadaşı, “Hoca bak. Adam bir tepsi Baklava ile gidiyor.” Hoca, “bana ne?” deyivermiş, Adam bu kere de, “Ama hocam, sizin eve gidiyor” diyence, Hoca da, “Sana ne” demiş. Yani, Lekün diny hüküm Veliyyedin. Sizin dininiz size, benim dinim bana. Hoşça kalınız