Ben Çocukken… III

Ben çocukken serime kaldığım yerden devam ediyorum.

Liseye başladığım sene Antalya’nın en uzak semtlerinden birine taşınmıştık. Bu çılgın semtte sosyalleşebileceğim insan bulmak bile imkansızdı. Günlerimi gitar çalarak geçirdiğim bu talihsiz dönem sigaraya başladığım dönemdir de aynı zamanda. Bizimkiler beni yakalamakla uğraşmasın ben de sigaralarımı gizlemek zorunda kalmayayım gerekçesi ile görebilecekleri yere paket bırakmıştım. Hatta babam birkaç sefer benim paketlerimi kendi paketi sanıp almıştı. “Oğlum sigaraya başlamış” çığlığı beklerken paketi kaptırmanın burukluğunu yaşıyordum. Yaşatıyordum.

O evde yaşadığımız yıllar boyunca haftasonları güneşlerini uzun yürüyüşlerle gözeneklerimden aldım. Çok hızlı dudak tiryakisi olduğumu fark ettiğim dönem sütten erken kesilen çocukların “bağımlılıklara daha meyilli” olduğunu öğrendim. Anneme sordum. “Evet” dedi. Üzülmüştüm o sıra. Sütüm kesildi.” Hafif buruk devam ederim hayatıma o gün bugündür.

Köpekler ve Ben
Çocukluğum boyunca bir sürü köpek besledim. Sorun şudur ki bu köpeklerin tamamını taşınmamız gerekçesiyle veya başka sebeplerle başkalarına verdik. Ben çok köpeğin büyüdüğünü gördüm ama hiçbir köpek benim büyüdüğümü göremedi. Öyleki en uzun süre baktığımız köpeğimiz bile 11 aylıkken komşular rahatsız oluyor gerekçesi ile evden gönderildi.

Şu an o yılların acısını çıkartırcasına canımdan çok sevdiğim Mayacığım ile mutlu mesut yaşıyorum.

Fare İşkencecisi Komşumuz
Komşumuzun eşi ilginç bir adamdı. Araç gereç kullanma konusunda doğal yeteneği olan bir insandı. Onun doğal yetenekleri sayesinde scooter’ım bile olmuştu. Antalya’ya ilk taşındığımızda Antalya’nın varoşları diyebileceğimiz semtlerde oturmuştuk. Bu semtler genellikle şehir dışından göç eden insanların yerleştiği yerlerdi. Kendimi bildiğim evlerden birisi bu semtteydi. Kocaman bir avluya bakan 4 evden oluşan bir yerde oturuyorduk. Evlerin hepsi avluya açılıyordu. O 4 hanenin kullanabildiği kocaman avluda çokca vakit geçirdiğimi hatırlıyorum.

Komşumuuzun ilginç olan eşi bir gün beni çağırdı. Gittim. Avluya çıkarken “bak sana ne göstereceğim” falan demeye başladı. Tabi böyle yazınca “çocuk tacizi hikayesi” anlatıyormuşum gibi oluyor ama öyle değil. Gerçekten ilgimi çekceğini düşündüğü ama aslında psikolojimi bile bozabilecek potansiyelde bir sürprizi vardı.  Komşumuzun ilginç eşi ki yazının bundan sonrası için kendisine İlginç Amca demeyi uygun görüyorum. Farelere kafayı takmış ve kapan kurmuş. Kapana kocaman bir fare takılmış. Ben gördüğümde fare kapanın içinde dolaşıyordu. “Bak şimdi öldürcez” dedi. Benim için problem yoktu zaten farelerin öldürülmemesinin tuhaf olduğu bir varoşda büyümeye çalışıyordum. Fare öldürülmelidir olarak kurulan düzene 6 yaşımda çomak sokmamı beklemeyin. Sıkıntılı olan farenin öldürülme şekli ve bana bu şeklin ilginçmiş gibi izlettirilmesiydi. Ben o işkence dolu anları size anlatmayacağım. Çok merak eden olursa gundem.17@hotmail.com adresine yazınız. Anlatırım.