CUMHURİYET FAZİLETTİR

Bugün Cumhuriyetimizin ilanının 96’ncı kuruluş yıldönümü. Cumhuriyeti benimseyen Türk milleti olarak, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü bir daha saygı ve minnetle anıyoruz. Ne yazık ki, günümüzde eğitim ve öğrenim gören bazı gençlerimiz, bunun şuuruna erişememişler. Sosyal medyada görüyoruz. Sunucu elinde mikrofon soruyor: “Cumhuriyet kaç yılında ilan edildi?” İnanın lise ve ortaokul çağlarındaki öğrencilerden yüzde 95’i bu soruyu cevaplayamıyor. Bizim zamanımızda, öğrencilerin tamamı bu konuları ezbere bilirlerdi. O zamanlar Milli Bayramlar çok görkemli bir şekilde kutlanırdı. Son yıllarda iş olsun, torba dolsun gibi sıradan kutlanıyor. Oysaki cumhuriyetin kuruluşu, Türk tarihinde çok önemli bir yer tutmaktadır. Halkın, kendi kendini yönetmesinden daha demokratik bir şey olabilir mi? Din yobazları olduğu gibi, Atatürk’ü paravan olarak kullanalar da mevcuttur. Her gün Atatürk ile yatıp kalkarlar ancak onun yolundan yürümezler. Bu Millet; Türk milleti, kendisine bağımsız bir yurt ve Cumhuriyet bırakan Atasını, asla ve kata unutmaz. Onu unutturmak için yapılan çabalar da nafiledir. Zira nereye baksanız onu, onun eserini görürsünüz. Edirne’den Kars’a, Amasya’ya, Sivas’a, Erzurum’dan Ankara’ya, Bursa’ya, İstanbul’a, İzmir’e bir bakınız. Yurdumuzu boydan boya bir ağ gibi saran demiryollarına bakınız. Fazla uzağa gitmeden, gönderlerde dalgalanan Al Bayrağımıza bakıp, minarelerden okunan ezanımıza kulak veriniz. Bu millette Atatürk sevgisi bitmez. Unutmayınız. Cumhuriyet Bayramı bir tatil değildir. Bayramdır, bayram. Cumhuriyet Bayramınızı kutluyor, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi saygı minnet ve rahmetle anıyoruz. Vatan sizlere minnettardır.

ATATÜRK’TEN

Bir tarihte İtalyan büyükelçisi Ata ile görüşmek ister ve huzura davet edilir. O günün muhtelif ekonomik-siyasi konuları hakkında konuşulduktan sonra büyükelçi: “Ekselans dün Roma ile yaptığım bir görüşmede, hükümetimizin Hatay’ı almak istediği kararını size iletmem söylendi.” der. Odada bir an sessizlik olur. Ata büyükelçiye bir şeyler daha ikram eder ve iki dakika odadakiler ile baş başa bırakır. Döndüğünde ayağında çizmeleri, üzerinde mareşal üniforması ve belinde tabancası vardır. Doğru masasına gider, manyetolu telefondan Mareşal Fevzi Çakmak’ın bağlanmasını ister ve Çakmak’a: ”Paşa İtalyan dostlarımız Hatay’a gelmek istiyorlar hazır mıyız?” der. Fevzi Çakmak durumu anlar ve “Biz hazırız Paşam.” diye yanıtlar. Ata büyükelçiye döner ve: “Biz hazırmışız, hükümetinize söyleyin isterlerse Hatay’ı gelip alabilirler.” Ruhu şad mekânı, cennet olsun.

Sağlıcakla kalınız.



WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com