DİPLOMASİ

Barış Pınarı Harekâtı başladığında, muhalif olanların tek bir söylevi vardı. Hem de koro halinde. Efendim, silahlı mücadeleye gerek yokmuş. Peki, ne lazımmış? Diplomasi gerekiyormuş. Problemler masada konuşulmalıymış. Peki, sonuçta ne oldu. PKK’nın hamisi olduğu ortaya çıkan ABD, Türkiye’nin isteklerini yerine getirmek zorunda kaldı. Bakmayın siz birilerinin, “Böyle anlaşma olmaz” dediklerine. Başta “Savaşa hayır, diplomasi devreye girsin” falan diye ağlaşıyorlar. Masada anlaşma sağlanarak… Harekât durdurulunca… “Geri adım atıldı, harekât durduruldu” falan diye ağlaşıyorlar. Ona da mızıkçılık ediyorlar, buna da. Ne istiyorlar, bilmek mümkün değil. Sayın Cumhurbaşkanı, Amerikan heyeti gelmeden önce, gurup toplantısında, dünyaya şunu duyurmuştu; “Bize harekâtı durdurun diyenlere sesleniyorum. Terör örgütü, silahlarını bırakıp,30 KM geriye çekilirlerse, askeri müdahaleyi durdururuz. Yoksa sonuna kadar mücadele edeceğiz.”!Zaten Türkiye’nin hedefi de bu değil miydi? Güvenli Bölge oluşturmak. Ancak, keskin muhalifler, Erdoğan ne yaparsa yapsın, beğenmiyorlar. Şimdi de, ABD istediklerini aldı diye gündem yaratma peşindeler. Kim ne derse desin. Türkiye baştan beri istediklerini almıştır. Askeri harekâta karşı çıkanlar, şimdi de silahlar sustu diye kıyamet koparıyorlar. Anlamak mümkün değil.

MEKTUP

Bir de Tramp’ın mektubu var. Türkiye bu mektubu çöpe atmıştır. Üstelik harekât başlamadan önce 9 Ekim’de yazılmıştır. Türkiye’nin bu mektuba verdiği cevap, “Siz ne derseniz deyin. Biz bu işten vazgeçmeyeceğiz” olmuş ve harekât başlamıştır. Peki, bu mektup, neden ABD Türkiye ile görüşmeye başlayacağı zaman servis edilmiştir? Amaç bellidir. Bu görüşmenin yapılmaması ve anlaşma olmamasıdır. Bu da ABD’nin iç politikası ile ilgilidir. Bizim içimizde de eski Başbakanlardan Davutoğlu, anlaşma olmadan önce ortaya çıkıp; “Bu mektuba verilecek en iyi cevap, masaya oturmamaktır. ABD heyetini kabul etmemek ve Amerika’ya gitmemektir” demiştir. O da,Türkiye’nin istediklerini almasını istememiştir. Vaziyet bu kadar açıktır. Allahtan sağduyulu insanlarımız da var. CHP’nin diplomasi kökenli genel başkan yardımcılarından Ünal Çeviköz, ABD ile Türkiye arasındaki anlaşmayı yorumlarken şunları söylemiş; “YPG bölgeden çıkacak, silahlar bölgeden çıkacak, 32 kilometrelik derinlik sağlanacak. Kazanımlarımız güçlü. Türkiye açısından istenen bütün unsurlar elde edilmiş durumda.” Demek ki muhalefette olmak, her şeye hayır demek değilmiş.

Sağlıcakla kalınız.