Bir İntihar, Bir Akşam – SBGH A.Ş.

Yağmur çiseleri açıkta kalan kollarıma vururken İstiklal Caddesine çıktım. Güneş batmış, yüzlerin seçilemediği karanlık çökmüştü. Böyle akşamlar mıydı “herkesin yüzünün bir anıya karıştığı yoğun akşamlar” diye düşündüm yürümeye devam ederken. Kapüşonumu geçirdim kafama, dirseğime kadar sıyırdığım kapüşonlumun kollarını indirdim. Yağmur çiseleri açıkta kalan kollarıma vur(a)madan devam ettim yürümeye. Tanımadığım, bilmediğim, yabancısı olduğum her halimden belli olan omuzların yanından birer birer geçtim.

Acelem yoktu. Ne caddenin sonunda beni bekleyen güzel bir kadın vardı ne de evde yapılmayı bekleyen işler. Yine de tempolu yürüyordum. Kalabalığın temposuna ayak uyduruvermiştim istemsizce. Herkes gibi yoğun, herkes gibi başını kaşımaya vakti yokmuş gibi yürüyordum… ama o akşam; acele acele yürüyen kalabalığın arasında nereye gittiği önemli olmayan bir bendim.

Yürüyüşüm devam ederken tezgahlardan yükselen seslere takıldı kulağım.

 “Gel abi, sudan ucuz. Gel abla sudan ucuz.”
“Kestane kebap, yemesi sevap”
“Döne-rayran, döne-rayran, döne-rayran…” 

“Yoğun bir akşam” diye düşündüm tekrar, kulağımı tezgahlardan yükselen seslerden alıp yanımdan geçen insanlara kabartırken.

 Fısıltılar duydum. Söylentiler dolanıp duruyordu ordu. İntihar üzerine söylentiler.

 “Ah” dedim. “Kıyıları dolaşıp durmasın bu söylentiler! Bu kısacık akşamda”

 Kulak asmamaya çalıştım. Beceremedim. Ah bu aklım! Benim istemediğim ne varsa yapıyor eksik olmasın. Bir düşünceyi savuşturmaya çalışmaya göreyim hemen tek derdi “o” oluverir çıkar. Ne olurdu sanki uzlaşıversek ara ara. Yastığa koyduğumda kafamı, huzur içinde yatıversem bazı geceler.

 Yok. Olmaz.

 Şimdi de takılıverdi bu söylentilere işte. Kalabalığın temposuna uyduğum gibi uyacaktım bu söylentilere de. Hep öyle oldu. Hiç yanıltmadım kendimi.

 Caddenin sonuna geldiğimde “kısa bir akşam” diye düşündüm tekrar. “Bir intihar akşamı”

Esin: Turgut Uyar – Bir İntihar Akşamı

 



WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com