Tek fark algınız

Dün internet sitelerinde yer alan bir haberde Ezine’ye gelen İstanbul plakalı bir araçla gelen kişilerin eşek kestiklerini, ancak yaklaşan emniyet görevlilerini fark edince kaçtıklarını okumuşsunuzdur.

Beni en çok yorumlar ilgilendirdi.

Çoğu insan “Bu ne vahşet!”, “Böyle saçmalık olmaz!” minvalinden yorum yazmış.

Eşek eti söz konusu olunca “tu kaka”, inek-koyun-keçi-deve eti olunca “ohhh lokum bunlar” öyle mi?

Eşeğin sırtına hiç de ona ait olmayan bir yük yüklenerek, ağzında demirden bir ağızlıkla; zorla köleleştirilmesi yetmemiş bir de gırtlağını kesmişler.

Zulmün seviyesini işkenceden ölüme çevirmişler, herkes isyan ediyor.

Gerçekten kendinize bir beş dakika ayırıp, düşünün lütfen.

Şiddetin, zulmün, esaretin başladığı yer sizin algınız.

Siz bazı hayvanları “eziyet edilebilir ve öldürülebilir” gördüğünüz için oluyor bütün bunlar.

Benzer yorumları Balıkesir’de yakalanan köpekbalığını tekmeleyip, yumruklayan insancıklar için de okudum.

Uzun zamandır mezbahalar şehirlerin gözden ırak yerlerinde, yüksek ve kalın duvarlarla çevrili binalar olarak kuruldukları için, göz görmeyince gönül katlanıyor durumu yaşanıyor hep.

Bu durumun tek istisnası da Kurban Bayramları oluyor.

Pek çok insan için et ürünleri, Cem Yılmaz filmlerindeki gibi ağaçların bize verdiği bir ürün gibi görünüyor.

Oysa ki durum bu değil.

Hayvansal üretimin istisnasız her aşaması şiddet, zulüm ve zorbalık içerir.

Aksini iddia edene inekleri nasıl hamile bıraktıklarını sorun. Bakalım size tecavüzü nasıl anlatacaklar?

BİZE KENDİ YAŞAM BİÇİMİNİ DAYATMA

Bu konuda yazarken en çok duyduğum cümlelerden birini daha buraya yazayım dedim. “Veganlık senin tercihin olabilir ama bize dayatamazsın.”

Yok ya!

Size şöyle örneklerle anlatayım o zaman. Brokoli mi lahana mı, sorusunun yanıtı bir tercihtir.

“Karnım acıktı kimin ölü bedenini yiyeyim?” ya da “Açım, benim için şu kişiyi keser misiniz?” başka bir şeydir.

Hem kusura bakmayın da sabah daha apartman kapısından çıkmadan başlıyor sizin propagandalarınız.

Kapılara iliştirilmiş “Kelle-paça-işkembe çorbası bulunur” ilanları, hayvan cesedinin “özel” baharatlarla sunulduğunun reklamları, her gittiğiniz lokantada “Ama et suyu-tavuk suyu vs. olmazsa lezzetsiz olur” lakırdıları sizin normalleştirme propagandanız değil mi!

Kimsenin sizi zorla yogaya götürüp, avokado yedirdiği yok. Hayvan katlinin sürmesine engel olun diye, daha fazla acıya sebebiyet verilmesinin önüne geçin diye vicdanınıza seslenme çabası var.

Bir şeyler yapmak için kişisel sorumluluk almanız gerektiğini hatırlatması var.

Birine veganlık karşıtı konuşacaksanız, insani melekelerinizin bir kısmını kullanmayı reddettiğinizi de kabul ederek konuşun. Yoksa söylediğiniz şey “Benim alışkanlıklarım başkalarının hayatlarından daha önemli” demenin ötesine geçememiş olursunuz.

 



WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com