UYDURUKÇA

Lordlar Kamarası dili başka oluyor. Türkçeyi katledip, kimsenin anlamadığı uydurukçayı telaffuz edenler, entel dantel hatta çağdaş olara lanse ediliyor. Geçen biri yazmış. Dingin haftalar. Bir şey anladınız mı? Anlayamazsınız. Çünkü sizler de bizler de Avam Kamarasındayız, yani halkız. Ötekileri seçilmişler ya da öyle gözükmek isteyenler. Hay sizin diliniz eşek arısı soksun. Güzelim Türkçemizin ne zararını gördünüz de uydur babam uydur yaptınız. Koşul (Şart), Düşün (Fikir), Ekin (Kültür), Genel (Umumi), Kez (Defa, kere), Neden (Sebep), Örneğin (Mesela), Sözcük (kelime), Tüm(Bütün) Yaşam (Hayat). Türkçede sal, sel eki yoktur. Ancak, uydurukçacılar her kelimenin arkasına bu ekleri koyma aymazlığını gösterdiler. Devam edelim. Zorunlu (mecburi), betik, es geçmek, sakınca, sav, varsıl, yazınsal, anlat, aygıt, bağlam,  doğaçlama, evre, etkinlik. Hepsi uydurukça. Türkçemizi katletmeyi hedefleyenlere, ne yazık ki bizler de alet olmaktayız.

SATIŞÇI

İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesinde İdarecilik eğitimi görürken, bir Ekonomi hocamız vardı. Kitap da yazmıştı. Uydurukçayı bolca kullanan bu değerli hocamız, Satış Elemanı için “Satışçı” tabirini kullandığında, itiraz ettik. Üstelik “Bunu ben uydurdum. Bu tabir bana ait” diye de ilave etmişti. Biz itiraz ettik. Hocam, bunun açıklamasını yapar mısınız? Dedik. Hoca, evirdi, çevirdi, toparlayamadı. Biz de, hazır yakalamışken, taşı gediğine koyduk.”Sayın hocam. Bu satışçı dediğiniz eleman, satışı mı satıyor?”deyince, apışıp kaldı. Cevap veremedi. Uydurukçuların en çok kullandıkları kelimeler, olasılık, olanak ve yaşam. Düşünün, hayat ile yaşam demek aynı anlama geliyor mu? Hayat boyu çalıştım demekle, yaşam boyu çalıştım demek aynı mıdır? Oh sana hayat güzel mi, yakışıklı, oh sana yaşam güzel mi, demek daha anlamlı? Allah aşkına. Türkçe düşünün, Türkçe konuşun. Güzel dilimizi katletmeyin. Dinginmiş! Atın dizgini mi yoksa?

ÇOK AZ UCUNDAN

Korkunç kar yağmış şehre, kavşaktaki ışıklarda duran TIR şoförü yarı beline kadar trafiği idare etmeye çalışan polisi görünce “Helal olsun size…” demiş, “Ama yarı belinize kadar karın içindesiniz diye size üzülüyorum…”“Beni boş ver…” demiş polis, “Asıl altımdaki at donacak!”

***

Adam karısı ile tiyatroya, Namık Kemal’in bir eserini izlemeye gitmiş, perde açılmadan bir ara karısı “Hayatım baksana… Şu ön sıradaki sakallı adam Namık Kemal değil mi?” diye sormuş. “Saçmalama” demiş adam karısının kulağına eğilerek, “Yahu o öleli yıllar oldu.” Karısı “Emin misin?” demiş şaşırarak. “Tabii ki eminim bir tanem” demiş. Karısı şaşkınlığını sürdürmüş, “Tamam ama bunun biraz önce kafası oynadı… Vallahi, billahi gördüm!”

Sağlıcakla kalınız.



WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com