BÜYÜK BİR AİLEYİZ

Geçen hafta ülkücü camia olarak çok değerli bir ülküdaşımızı Hakk’a uğurladık. Öğretmen, MHP eski il yöneticisi, Çanakkale’de ülküdaşlık hukukunun gelişmesine önemli katkılarda bulunmuş Muzaffer Oruç hocamız, uçmağa vardı. Bizim cami arkadaşımızdı. Elinde kocaman bir püskülü olan, iri taneli tespihi ile dolaşırdı. Çok inançlı bir insandı. Onda vatan, millet, bayrak sevgisi had safhadaydı. Allah rahmet eylesin. Kurşunlu Caminde kılınan cenaze namazında, çok büyük bir kalabalık oluştu. İnsanlar sokaklara taştı. Sağımıza solumuza bir baktık, emekli bürokratlar eski ocak yöneticileri, il başkanları, eski milletvekillerimiz, partiden ayrılıp başka partilere gidenler, hepsi oradaydı.

Düşündük, biz Türk Milliyetçileri, ülkücü camia olarak çok büyük bir aileyiz. Peki, bu dağınıklık niye? Niçin bir araya gelip de bayrağı en üst noktaya dikmeyi hedeflemiyoruz? O kadar çok değerimizi var ki. Ne yazık ki uzak duruyorlar. Arkadaşlar, dostlar! Gelin, bir arada olalım. Bu vatan, bu millet için gereğini yapalım. Bölündük, ayrıldık, ne oldu? Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır. Yuvaya dönün, Herhangi bir makam mevki beklemeden, üç hilali burca dikelim. Partiye küsenler, başka partilere transfer olanlar, her kim varsa… Geliniz, MHP’yi Çanakkale’de yeniden vekil çıkaracak seviyeye yükseltelim. Biliyoruz, içinizdeki Üç Hilal sevgisi hiç sönmedi. Kalbinizdeki vatan sevgisi, artarak büyüyor. Yaşlandık, görevimizi tamamlandık demeyiniz. Gençlere önder olup, yol gösteriniz. Başka Türkiye yok. Ülkemiz zor bir dönemeçten geçmektedir. Türk milliyetçilerinin, üzerlerine düşen görevi yapmaları şarttır. Geliniz. Bir olalım. İri olalım. Diri olalım.

HOCA NASRETTİN

Nasrettin Hoca, bağdan topladığı üzümleri eşeğine yükler.

Evine giderken, yolda çocuklar peşine takılır.

– Hoca Efendi bize de üzüm verir misin, dedikleri zaman Hoca çocuklara bakar. Bu kalabalık çocukların her birine bir salkım verse, üzümler bitecek. Tutar, her birine bir tane üzüm verir. Çocuklar sızlanmaya başlar.

– Ama Hoca efendi, çok az verdin.

Nasrettin Hoca:– Canım niye ısrar ediyorsunuz. Ha bir tane ha on tane ne fark eder? Nasıl olsa hepsinin tadı aynı değil mi, diyerek gider.

***

Arkadaşları Küçük Nasrettin’e bir oyun oynamak isterler.

– Nasrettin, biz hamama gidip “Yumurtla” oynayacağız. Bizimle gelmek ister misin, deyince, küçük Nasrettin arkadaşlarının yine bir şeyler planladıklarını anlar.

– Tabii gelirim, der. Böylece bütün çocuklar hamama giderler. Çocuklar gizledikleri yumurtaların üzerine otururlar. İçlerinden biri:

– Hey Nasrettin! Şimdi hep beraber yumurtlayacağız. Kim yumurta yapamazsa bütün hamam paralarını o verecek, der. Hep bir ağızdan gıdaklamaya başlarlar. “Gıt, gıt, gıdaak. Gıt, gıt, gıdaak.” Sonra da gizledikleri yumurtaları çıkarırlar. İşte tam bu sırada küçük Nasrettin horoz gibi öter:

“Üürü üüü. Üürü üüü.”Çocuklar şaşırır.

– Nasrettin sen ne yapıyorsun, derler.

Küçük Nasrettin gülerek,– Eee, arkadaşlar! Bu kadar tavuğa bir de horoz gerekir. Öyle değil mi, der.

Sağlıcakla kalınız.

 



WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com