BİR DİYET HİKÂYESİ

Otuz, otuz beş yıldır rejim mi dersiniz, diyet mi dersiniz, aynen ondan yapmaya çalışıyoruz. Eskiden, yani küçükken,”Bu şişman değil yahu. Kemikleri iri” derlerdi. Tevatür tabii ki. Temmuz ayında Elazığ’a gittik. Yaklaşık 15 gün kaldık. Kilolarımıza kilo ekledik. Ağustos başında döndük ama kafaya koymuştuk. Kendi başımıza yaptığımız rejimlerin sonunda, verdiğimiz kiloları tekrar alıyorduk. Öyleyse, diyetisyene gidelim dedik. Çok da kararlıydık. Bir arkadaşımız, Sağlık Müdürlüğündeki Diyetisyene gittiğini, 6 ayda 30 kilo verdiğini söyledi. Hakikaten de zayıflamıştı. Bizi de heveslendirdi. Kafamıza da koymuştuk. Tam 7 Ağustos günü, Sağlık Müdürlüğünün Barbaros Mahallesindeki Sağlıklı Yaşam Merkezine gittik. Kapıdaki hanımefendiye derdimizi anlattık. Hemen bir kâğıt kalem aldı. 27 Eylül’e randevu verdi. Sonra da “Durun. Birisi vazgeçmiş. 20 Eylül’e gün verelim” diyerek 20 Eylül diye yazdı. Yani tam bir buçuk ay sonraya. Yahu kardeşim. Bu MR mıdır, yaklaşık iki ay sonraya gün veriyorsunuz? Diyetisyene gitmenin randevusu mu olur, Allah aşkına? Karar vermişiz bir kere. Hazır yola gelmişken, bizi neden soğutuyorsunuz?

KOLAYLIK GÖSTERİN

Bu süre içinde yedik, içtik. 20 Eylül’de de gitmedik. Devlet, obezite ile mücadele etmek için türlü yollar deniyor. Paralar harcıyor. Şahsen biz tıp tahsili yapmış biri olarak diyetisyen için bir buçuk ay sonraya gün verilmesini yadırgadık. Acaba diyet için kalbi, karaciğeri, mideyi ameliyatla çıkarıp öyle mi karar veriyorlar? Altı üstü kilomuzu, hastalıklarımızı, alışkanlıklarımızı, neler yiyip içeceğimiz sorup söyleyecekler. Belli bir zaman sonra da kontrole gelin diyecekler. Sağlık Müdürlüğünde yoksa bizim bilemediğimiz yeni bir yöntem mi çıktı? Mide küçültme ameliyatı mı yapılıyor? Anlayacağınız bizim kararlı tutumumuz boşa çıktı. Yedik, içtik. Şimdi kendin pişir, kendin ye misali biz bize yapacağız. Birisi, Allah rızası için diyetisyene gitmek için 45 gün sonraya gün verilmesinin mantığını açıklasın. Biz de ikna olalım. Şimdi ilgililer bu yazıyı okuyunca “Zaten sizin niyetiniz tam değilmiş. Yoksa verilen tarihte gelirdiniz” diyecekler. Diyelim ki öyle. Hazır fırsat varken sıvıştık. Yani kaçtık. Bir buçuk ay sonraya gün vermenin sebebini açıklayınız. Topu taca atmayınız. Tacı tekrar ettirmeyiniz! Eskiden, hastanelerde vatandaş çile çekiyordu diye şikayet ediyoruz. Günümüzde diyetisyene görünmek için bir buçuk ay beklemek de eski günlere dönüş mü acaba? Anlayacağınız bu işin mantığını anlayamadık.

AZICIK GÜLELİM

Bir daha bana ‘ Şişman ‘ dersen seni terk ederim ona göre…

Aşkıımmm, sakın… Hem bak çocuğumuzu düşün… Çocuğumuz?.. Bizim çocuğumuz yok ki?  Nee? Y.. Yoksa sen hamile falan değil misin?

****

Yahu kocamla bütün gün kavga ediyoruz… Vallahi bir haftada tam 5 kilo vermişim…  Bir tanem yaşadığın hayat mı senin? Boşansana artık!  Saçmalama… Bir 5 kilo daha vermeden bırakır mıyım o ahlaksızı!

****

Allah gani gani rahmet eylesin, rahmetli çok sinirli biriydi… Her an bir olay, her dakika bir kavga…

– Belli belli… Baksana mezar taşına “NE BAKIYORSUN ULAN!”

Sağlıcakla kalınız. Diyetisyene uğramayınız.

Sıra yok.

 



WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com