BİRLEŞMİŞ MİLLETLER

Geçen gün bir esnaf dükkânında oturuyoruz. İçeri alışveriş yapmak üzere iki Afrika görünümlü delikanlı girdi. Yaşları 20 civarlarında. Bangladeş, Sudan, Endonezya gibi ülkelerden olduğunu düşündük. Nerelisiniz diye sorduk. Yani az olan İngilizcemizle, “Where is the from” dedik. Angola demez mi? Bir siz eksiktiniz diyecektik ama demedik. O kadar yabancı doldu ki Birleşmiş Milletler gibi olduk. Bunlar pejmürde kılıklı insanlar. Ayaklarında terlikle geziyorlar. Alışverişi yaptıktan sonra, sıra ödemeye geldi. Halk Bankasına ait kartı uzattılar. Üzerinde KIZILAY KART yazıyor. Mülteci oldukları netleşmiş oldu. Geçenlerde de buna benzer bir alışveriş kartını, başka bir mültecide görmüştük. Vallahi bunların işleri tıkırında. Nereden gelmişler? Niye gelmişler, bilemedik. Her dinden, her dilden, her ırktan insanlar var. Üstelik Çanakkale’de Suriyelileri, Afganlıları, Türkmenistanlıları, İranlıları görmek mümkün. Tabiidir ki en çok olanlar Suriyeli. Çoğu da bir yerlerde çalışıyor. Türkiye’nin demografik yapısı değişiyor. Suriyeliler tam 500 bin çocuk doğurmuşlar. Yapılan araştırmalarda 50 yıl sonra, Türkiye nüfusunun dörtte biri Suriyeli olacak. Tamam. Savaştan kaçıyorlar. Mağdurlar. Biz de Türkiye olarak, mazlum milletlerin hamisiyiz amma ve lakin her şeyin de bir haddi hududu var. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar neyse de eli silah tutan Suriyelilerin çoğu da burada. Üstellik, bayramda, seyranda memleketlerine gidip, geliyorlar. Yeni bir göç dalgası kapıda. 500 bin civarında bir göç bekleniyor. Artık, Türkiye’nin sabredecek gücü kalmadı. Bütün dünya bu konuda sessiz ve duyarsız. Vur abalıya hesabı, her şeyi Türkiye’nin üzerine yıkıyorlar. Çok zengin olan İslam devletleri ise, ne yazık ki bir göçmeni ülkesine sokmuyor.

GÜLMECE

Adam hayatında ilk defa trenle seyahat etmek için gara gitmiş ama prosedürü bilmediği için, yanlışlıkla yük vagonlarına girip oturmuş. Yolculuk bitip, tam vagondan inerken, onu görüp kaçak yolcu zanneden güvenlik görevlileri adamı yakalayıp, bir güzel dövmüş. Köyüne döndüğünde ona “Trenle yolculuk nasıldı?” diye sorulunca “Harika bir şey” demiş adam, “Bir de şu dayak olayını kaldırsalar keyfine doyum olmayacak.”

***

Bize satın almak istediğimiz evi gezdiren emlak komisyoncusu, “Bizde yalan, aldatmaca falan asla olmaz abi” diye söze başladı. “Bu gezdiğimiz evin iyi yönleri de var, kötü yönleri de. Kötü yönü evin bir cephesinin şehir çöplüğüne, diğer cephesinin ise mezbahaya bakıyor olması.” Merakla “Tamam da..” dedim “O zaman bu evin ‘iyi yönü’ ne olabilir ki?” Komisyoncu: “Balkona çıktığınızda rüzgârın hangi yönden estiğini ‘şak’ diye anlarsınız.”

Sağlıcakla kalınız.