GÖRMEDEN İNANMAK

Allah adamlarından Behlül Dânâ hazretleri, bir gün kumlarla, çer çöple evler, köşkler yapıyormuş. Gören de onu oyun oynuyor zannedermiş. Halife Harun Reşid, yanından geçerken soruyor:

– Ya Behlül ne yapıyorsun?

– Cennet için köşkler yapıyor satıyorum.

– Peki, kaça satıyorsun?

– Bir altına. Harun Reşid, “Bizim meczup Behlül’e yine bir şeyler oluyor” diyerek gitmiş… Ertesi gün Harun Reşid’in hanımı da görmüş, o da sormuş:

– Behlül ne yapıyorsun?- Cennet için köşk yapıp satıyorum.

– Peki, kaça satıyorsun?

– Bir altına.

– Peki, alıyorum, buyur şu bir altını…

O akşam Harun Reşid, rüyasında, Cennette bir köşk görmüş, güzel mi güzel, çok beğenmiş ve demiş ki: Bu köşk kimin? “Hanımınızın” demişler. Ertesi gün gördüğü rüyanın tesiriyle, Behlül Dânâ hazretlerini aramış. Bakmış aynı yerde, yine kumlardan, çer çöpten köşkler yapıyor. Halife soruyor:

– Behlül ne yapıyorsun?

– Cennet için köşk yapıyorum.

– Peki, kaç para?

– Bin altın.

– Dün bir altın diyordun bugün bin altına çıkarmışsın. Bunun sebebi ne?

– Efendim, hanımınız dün görmeden aldı. Ama sen gördükten sonra istiyorsun. Onun için sana bin altın bile az bile!..

KISSADAN HİSSE

Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli her şeyden şikâyet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Hayatındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi. Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez, ağzındakileri tükürmeye başladı.”Tadı nasıl?” diye soran yaşlı adama öfkeyle “acı” diye cevap verdi. Usta kıkırdayarak, çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı. Az ilerdeki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi. Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sordu:

“Tadı nasıl?” “Ferahlatıcı” diye cevap verdi genç çırak.”Tuzun tadını aldın mı?” diye sordu yaşlı adam,”Hayır” diye cevapladı çırağı.

Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve söyle dedi:”Yaşamdaki ıstıraplar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Istırabın miktarı hep aynıdır. Ancak bu ıstırabın acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Istırabın olduğunda yapman gereken tek şey, ıstırap veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış.”

Sağlıcakla kalınız.