Beş kitap, beş dünya

Fark ettim ki uzun zamandır kitap önerisi yapmıyorum. Bugün bahsedeceğim beş kitap, umarım bana açtığı gibi size de beş ayrı dünyanın kapılarını açar… Keyifli okumalar.

Önermek istediğim ilk kitap; Ali Fuat Cebesoy’un Bilinmeyen Hatıralar isimli kitabı. Osman Selim Kocahanoğlu’nun hazırladığı kitap, Temel yayınlarının eseri. Bilinmeyen Hatıralar, Cebesoy’un sağlığında kitaplaşmamış bazı notlarından, dergilerde yayınlanmış yazı ve makalelerinden ve de ömrünün son günlerinde Amerikalı Prof. Frederik Latimer ile olan röportajının bant kayıtlarından meydana geliyor. Kuva-yı Milliye yılları ile Cumhuriyet Devrimleri dönemlerine ayrı ayrı değinilen kitapta aynı zamanda Cebesoy’un biyografisi de yer alıyor.

Tavsiye etmek istediğim ikinci kitap ise Eduardo Galeano’nun Hikâye Avcısı. 2015’te hayatını kaybeden Galeano’nun Sel yayınlarından çıkan kitabı, Süleyman Doğru çevirisiyle okuyucuyla buluşmuş. Kitapta ne yok ki! Efsaneler, hatıralar, gerçek hayat hikayeleri, sömürülenler, diktatörler, leşçiler… Bir çırpıda okunuveriyor.

Şimdiki kitabı okurken anlayamadığım yerlerin çokluğuna şaşırıp, tekrar okuma yapmak zorunda kaldığımı itiraf edeyim. Fatih Yaşlı’nın eseri Hayatın Olumlanması Olarak Felsefe: Nietzsche ve Marx. Bazı kitaplar zihin gençken yahut daha müsait durumdayken okunmalı dedirtiyor ama aslında olan şey aklı bazen günlük hengâmeler bazen de boş işler ile fazlasıyla meşgul edip; gerçekten ilgi hak edenler için yeterli alan yaratmamak. Bilim ve Gelecek Kitaplığı’ndan çıkan eserde Yaşlı, Nietzsche ve Marx üzerine yaptığı okumaları ve bunların karşılaştırmaları yer alıyor.

Bahsetmek istediğim dördüncü kitap ise Irvin Yalom’un Bugünü Yaşama Arzusu – Schopenhauer Tedavisi isimli yapıtı. Kabalcı Yayınları’ndan çıkan eser, dünyanın ilk gerçek grup terapisi romanı olarak biliniyor. Şu alıntıyı belki siz de pek çok yerde görmüşsünüzdür: “”Büyük acılar daha önemsizlerin hissedilmesini engeller ve tersine, büyük acıların yokluğunda en küçük dertler ve sıkıntılar bile bize büyük acı verir.” Sadece bu söz bile Amerikalı psikanalist, psikiyatrist, psikoterapist ve yazarın kitabını okumak için güzel bir sebep değil mi?

Önermek istediğim son kitap ise Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan Sören Kierkegaard’ın Kahkaha Benden Yana adlı eseri. Henüz 42 yaşındayken ölen Kierkegaard, varoluşçu felsefenin kaynağını oluşturmakla kalmaz; hem çağdaşı hem de ondan sonra gelecek nesil filozofları derinden etkiler. Kitabı okuyanların hemen hemen hepsinin birleştiği bir nokta varsa o da sanıyorum ki bu eserin zamanlar üstü olduğu… 1800’lü yıllarda yazılmış bir kitap nasıl aslında size bugünü böyle güzel tarif edebiliyor olabilir…