“Liyakat, yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı!”

2019-2020 Adli Yıl Açılışı sebebiyle Türkiye’nin dört bir yanında cübbesini sırtına geçiren hukukçular Ata’nın huzuruna çıktı. Çanakkale Barosu da, dün sabah 10 sularında Cumhuriyet Meydanı’na çelenk koyarak Adli Yıl etkinlikleri için hazır bulundu. Tören kapsamında konuşma yapan Çanakkale Barosu Başkanı Av. Bülent Şarlan, Adli Yıl’dan beklentilerinin liyakat, yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı olduğunun altını çizerek, “avunmayla güçlenen, bağımsız ve tarafsız yargıyı oluşturmak en büyük görevimiz olmalıdır. Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı, ancak kuvvetler ayrılığı ilkesinin uygulandığı yönetim sistemlerinde gerçek anlamına kavuşabilir” şeklinde konuştu.

Çanakkale Barosu, Adli Yıl açılışı sebebiyle Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya gelerek Ata’nın huzuruna çelenk sundu. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile devam eden törenin ardından ise Çanakkale Barosu Başkanı Av. Bülent Şarlan kürsü konuşması yaptı.

Şarlan’ın konuşmasından öne çıkan satırbaşları şöyle:

“Cübbelerimiz kimsenin önünde iliklenmemiştir”

“Hepimiz, hukuka, ahlaka, mesleğin onuruna ve kurallarına uygun davranacağımıza, namusumuz ve vicdanımız üzerine and içerek mesleğimize başladık. Hukuk, ahlak ve mesleğin onuru; her hukukçunun meslek hayatında ilke edinmesi gereken en önemli değerlerdir. Gururla taşıdığımız cübbemiz,  namusumuza ve vicdanımıza edilen yeminle hak edilmiştir. Cübbelerimiz, hiçbir zaman, kimsenin önünde ve hiçbir sebeple iliklenmemiştir.”

“Adalet zayıfladığı için”

“Ülkemiz önemli süreçlerden geçiyor. Üzüntüler, sıkıntılar, hayal edilenler aslında hep adaletle ve hukukla ilgili. Adalet zayıfladığı için Özgecan’dan Emine Bulut’a birçok kadın cinayete kurban gidiyor, şiddete uğruyor. Adalet zayıfladığı için Kaz dağları tahrip ediliyor, Munzur yok edilmek isteniyor,  Salda Gölü’nde ve birçok doğal mirasta tehlike sinyalleri çalıyor, ağacımız, suyumuz ve havamız yok ediliyor. Ormanlarımız bazen terör bazen de başka amaçlara hizmet etmek üzere yakılıyor. Bunlara sebebiyet verenleri de lanetliyoruz. Başta Çanakkale Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu ile çevreye duyarlı meslektaşlarımız, kısaca, tüm çevre gönüllüleri yoğun çabalarla doğamızı, çevremizi ve Kaz Dağlarını korumaya, bu konuları gündemde tutmaya çalışıyoruz. Çalışmaya devam edeceğiz. Adalet zayıfladığı için ekonomide de sıkıntılı günler yaşanıyor. Eğer hukuk güvenliğiniz yoksa hangi ekonomik programı uygularsanız uygulayın başarılı olmak mümkün değildir. Bu sebeple hukuk güvenliğinin her alanda sağlanması gerektiğini düşünüyorum.”

3 husus…

“Yeni Adli Yılda talep ettiğimiz 3 hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bunlardan ilki liyakattir. Avukatlar olarak yeni adli yılda yargıda her alanda liyakat istiyoruz. Hakim, Savcı ve Adliye Çalışanlarının göreve alımlarında ve devamında kayıtsız şartsız liyakat aranmalıdır. Dikkat çekmek istediğim ikinci konu ise yargı bağımsızdır. Bağımsız yargı, toplumun güvencesidir. Biz, siyasetin yönlendirmesine açık hakim ve savcı istemiyoruz. Yargı bağımsızlığının olmazsa olmazı ise özgür savunmadır. Avukattır. Avukatlar, hakimler ve savcılar her türlü baskıdan ve her türlü etkiden uzak birlikte çalışabilmelidir. Unutulmamalıdır ki, “siyasallaştırılmış yargı, adalet değil, hüsran doğurur”. Ülkemizdeki yargı alanında yaşanan en büyük sıkıntı; yargının üç kuvvetten biri olduğunun farkında olmaması, diğer iki kuvvetin ise bunu kabule yanaşmamasıdır. Bu sebeple; Yargı bağımsızlığının sağlanması, “hakimin dirayetine”, “siyasetçinin bilincine” ve nihayet “kamuoyunun hassasiyetine” muhtaç hale gelmiştir. Vurgulamak istediğim üçüncü konu ise kuvvetler ayrılığıdır. Anayasamızda, ülkemizin yönetim şekli Cumhuriyet’tir. Cumhuriyetin temeli, Kuvvetler Ayrılığı ilkesidir. Kuvvetler Ayrılığı; Yasama, Yürütme ve Yargının birbirinden bağımsız olmasıdır. Yargının, diğer kuvvetleri denetleyebilmesidir.”

Demokrasi vurgusu

“Kuvvetler Ayrılığı; insan haklarının, demokrasinin ve hukuk devletinin teminatıdır. Bu güçlerin birbirinin içerisine geçmesi durumunda demokrasi; anlamını yitirecek ve nihayetinde sona erecektir. Kuvvetler ayrılığının ülkemiz açısından önemini daha iyi anlamalı, gereken dikkat ve hassasiyeti göstermeliyiz. Bu sebeple de; savunmayla güçlenen, bağımsız ve tarafsız yargıyı oluşturmak en büyük görevimiz olmalıdır. Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı, ancak kuvvetler ayrılığı ilkesinin uygulandığı yönetim sistemlerinde gerçek anlamına kavuşabilir.

“Yargının cemaatlerin eline geçmesine izin vermemeliyiz”

“Hukukun üstünlüğünden, laiklikten, sosyal hukuk devletinden, bağımsız, tarafsız ve güven veren Mahkemelerden, bağımsız, tarafsız ve cesur Cumhuriyet Savcılarından, özgür savunmadan asla taviz verilmemelidir. Yaşadığımız acı tecrübeden dersler çıkartmalı ve bir daha asla yargının, hiçbir cemaatin, tarikatın, güç odağının ya da siyasi partinin eline geçmesine izin vermemeliyiz. Atatürk ün dediği gibi, Mahkemeleri bağımsız olmayan bir ülkenin devlet halinde devamı mümkün değildir! Bizler el ele vererek, hakim-savcı tarafsızlığı ve bağımsızlığı, avukatın savunma özgürlüğü için, suçluyu suçsuzdan, haklıyı haksızdan ayırmak için, yargıda keyfiliklerin olmaması için, çağdaş dünyanın ihtiyaçlarına çözüm üreten bir yargı sistemini sağlamak için, insanlara güven veren, adalet dağıtılan bir sistem için çalışacak ve tabii ki doğru bildiklerimizi söylemeye de bu adli yılda da devam edeceğiz.”