Çanakkale’yi Kurban mı Edeceksiniz?

Bölgemizde uzun yıllardın faaliyet gösteren Alamos Gold şirketinin Kaz Dağları’ndaki siyanürlü altın işletmeciliği sonunda Türkiye’nin gündemine oturdu.  Sanatçısı, çevreye duyarlı, barışsever ve yurtsever insanları, milliyetçisi sonunda bir ses verdi. Anlamadığım ise AK Parti’nin milletvekilleri, yerel siyasetçileri neden bu kadar Kanadalı şirketi savunma içindeler? Bir suçüstü yakalanması mı var? Bu telaş, bu saldırganlık neden? Uzun zamandır AK Parti danışmanlarının Alamos’ta adam işe yerleştirdiği hatta milletvekili ofislerinde işe alım görüşmeleri yaptığını tüm Çanakkale biliyor. Hem de AK Parti il yönetiminden bazı kişiler bile işe girdi. İş teklifleri yapıldığı sosyal medyada bile yayınlandı. Ancak elin Kanadalısı izinleri almakta gecikince fatura bunlara çıktı ve AK Parti’nin işe yerleştirdiği birkaç kişi şimdilik işten çıkarıldı. Acaba bazı üst düzey yetkililerin şirkete kızgınlığı da bundan mı bilmiyorum? AK Parti için esas tehlike altıncı olarak anılmaktan öte “Alamosçu” olarak anılmaları olabilir. Eskiden Çanakkale’de altıncıların işi zordu. Görevde bulunan Valiler, altıncılara randevu bile vermiyordu ama ne olduysa son dönemdeki idarecilerimiz ve yetkililer döneminde siyanürcüler “altın günlerini” yaşamaya başladılar. Benden söylemesi. Aman dikkat “Alamosçu Siyasetçi” olmayın.

Bülent Turan’ın Sözlerinin Haklılık Yanı Yok mu?

Birkaç sözümüz de çevreci dostlarımıza; Bülent Turan’ın söylediği elbette bölge milletvekiline uygun olmadı. Doğal olarak başta sanatçı Athena Gökhan; “Sen neciydin?” tarzında bir cevap verdi. Amma söylediğinde haklılık payı yok mu? Kaç yıldır Çanakkaleliler direniyordu, önceki Valiler direniyordu. Bölgedeki köylüler direniyordu, CHP milletvekilleri soru önergeleri veriyor ama hiçbir sonuç çıkmıyordu. Bu derin sessizlik sonucunda Lapseki’deki Nurol Holding’in siyanürlü altın madenciliği işletmeye geçti. Termik santraller işletmeye geçti. Çanakkale adım adım mezarlığa dönüşmeye başladı. 1915’de yapılamayan şimdi siyanürlü madencilik, termik santrallerle yapılmaya başlanmıştı. Hem de Türk eliyle.

Şimdi Çanakkaleliler yalnız olmadıklarını anladılar. Peki, şu anda Nurol Holding’in altın madeni önünde neden hiç ses seda yok? Çevreciler ve CHP Milletvekilleri neden bu konuda yine sanatçıları, ulusal medyayı bilgilendirmiyor? Nurol suyu nereden alıyor? Siyanürü nereden alıyor? Nerenin ağacını kesiyor? Ağaçlar kesildikten sonra eylem yapmak güzel ama birileri Nurol’un sahasına da baksa daha iyi olmaz mı?

Asıl Utanç Duyulacak Kanadalının Söylediğidir: “Türkler iyi hamaldır”

Siyanürlü madencilik, ağaç ve doğa katliamı, AKP’nin canhıraş bunları savunması akla şu soruyu da getiriyor: Kanadalı zenginin “Türklerden iyi hamal olur” tarzındaki alaycı yaklaşımını acaba bu AKP’li siyasetçiler de savunuyor mu? Bir de bu konuda da açıklamaları duysak iyi olacak. Kanadalıya kim haddini bildirecek? Gerçekten de Türklerden ancak ucuza taş taşıyıcı mı olur? Bölgedeki köylüleri de Çanakkalelileri de nasıl gördüklerini anlamış olduk. Aslında Kanadalının tanıdığı AK Parti’li yerel siyasetçiler ile madenin hemen çevresindeki köylüler. Acaba diyorum Kanadalı bunlara bakarak mı “Türkler çok iyi hamaldır” gibi bir şeyler söyledi?

Ancak Alamos’un patavatsızlığı sadece patronla bitmiyor. Kirazlı’da dolaşırken köylülerden biri şöyle dedi: “Çağın birkaç yıl önce bizim köye geldi. Eşekleri siyanür havuzu yanına bağlıyoruz. Ölmüyorlar. Size de bir şey olmaz”. Yine Çağın Bey yaklaşık 8-10 yıl önce de Söğütalan köyündeki ÇED toplantısı sırasında köylülerin kendisine “İyi güzel anlatıyorsunuz da bizim köyün suyu ne olacak?” diye sorduklarında, köylülere dönerek “Ben bir hokus-pokus yaparım sizin köyün suyuna bir şey olmaz” diye yanıt vermiş. O günden buyana bu köye gidemediğini öğrendik- biliyoruz. Belki o da yerel insanları, siyasetçileri  “iyi hamal” olarak görüyordur.

Haa şunu da unutmayalım. Kirazlı dağlarında oluşturulan MATRUŞKA’ları bir gün birileri gelip eline alacak ve tüm kamuoyunun gözü önünde ardı ardına açacak. Çanakkale Borsa Meclis Başkanlığını ziyaret eden Maden firması yetkilileri niçin yerel basın çalışanlarının dışarı çıkartılmasını istediler? Şeffaflığın olmadığı yerden hep pis kokular gelir.

Sahi bu firmanın PR’ını (Halkla İlişkiler) oluşturmaya çalışan isimler ile üst yönetimi neden yerel Maden derneğine bile üye olmuyor? Bunun çok farklı bir nedeni mi var? Yerellerden niçin bu kadar korkuyorlar? Çok özel bir nedenleri mi var? Belki de tuttukları “Dilek” lerini rakip CEO’ları hissetmiş, kısa sürede yerine getirecektir.