TÜDEF: “Çölleşmiş Bir Türkiye’de Yaşamak İstemiyoruz!”

Kirazlı Balaban mevkisinde önceki gün Fazıl Say konserine katılmak ve direnişi desteklemek amacıyla Çanakkale’ye gelen Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) üyeleri, konserin ardından Çanakkale TÜKODER Şube binası önünde basın açıklaması yaptı.

TÜDEF Genel Başkanı Aziz Koçal, yönetim kurulu üyeleri, Çanakkale TÜKODER Başkanı Ali Rıza Berkit ve federasyona bağlı dernek üyelerin de bulunduğu açıklama, Balaban’da, 25 gündür süren Su ve Vicdan Nöbetini ve mücadele edenleri selamlayarak başladı. TÜDEF Genel Başkanı Aziz Koçal’ın yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“900 yakın arama ve işletme  maden ruhsatı verildiği söylenen Kaz Dağları ve çevresinde  altın madeni arama çalışmaları nedeniyle  kesilen ve kesilecek olan ağaçların ülkemizde felakete yol açabileceği göz ardı edilmektedir. Yaz aylarında artan sıcaklar nedeniyle ormanın olmadığı dağlık bölgelerde kuraklık artmakta, Bazı ülkelerde yapılan araştırmalar, ormanın yaz aylarında hava sıcaklığını 10 dereceye kadar azaltabildiği tespit edilmiştir. Ayrıca iklim değişimi nedeniyle yüksek sıcaklık ve büyük kuraklıkların bizleri beklediği geleceğimiz için tek bir ağaç bile vazgeçilemezdir.

“ZEHİRLİ ÇÖPLER VE FELAKET BİZE KALIR”

Çevre ve doğayı süslü sözlerle korumaya çalışanlar, doğayı katledenler, çevreyi betonlaştıranlar, maden ocakları kurarak, halkın sağlığını tehdit edenler, endemik bitkileri yok edenler, çocuklarımızın geleceğini çalanların, Kaz Dağlarındaki maden ocakları nedeniyle yükselen tepkiyi azaltmak için ocaklarının kapanışından itibaren 10 yıl içerisinde  eski haline döneceği, yalanları ile  en iyi çevreci olduklarını  göstermeye çalışmaktadırlar. Ormanlardaki ağaçların birçoğu birkaç asırlık ağaçlardan oluşmaktadır. Dikilecek olan genç ağaçların asırlık ağaçların yerini tutması mümkün mü? Yine yapılan bazı araştırmalar, bir ormanın yeniden oluşumunun en az 500 yıl sürdüğü yönündedir, iklim değişikliği vb. büyük sorunlarla karşı karşıya olduğumuz bir dönemde beş yüz yıl beklemeye vaktimiz yoktur, en iyi çözüm, çevremizi ve ormanlarımızı korumaktan geçmektedir.

Altın ve gümüş madenlerinde cevherin taş topraktan ayrılması için çoğunlukla Siyanid (HCN) ve cıva ile yapılır. Bu maddelerin her ikisi  de bitki ve hayvanlar için çok zehirlidir. Maden ocaklarında altın çıkartma işlemi bittikten sonra orada hayat bitmektedir, ne bitki yetişir nede insan veya hayvan yaşar. Maden ocaklarında yabancı şirketler, alacağını alıp çeker gider, zehirli çöpler ve felaket sonuçları bize kalır. Bedelini ise Tüketici öder.”

“TARİH ÖNÜNDE BİR GÜN HESAP VERECEKLERDİR”

“Sağlık şartlarına uygun ekolojik dengenin bozulmadığı, temiz hava, yeterli ve temiz su, daha çok ormanlık ve yeşil alan, sağlıklı ve kaliteli altyapı hizmetlerinin bulunduğu yaşam alanlarımızın olduğu, sağlıklı çevrede yaşam hakkımızı kullanarak sağlık ve güvenliğimizin korunmasını istiyoruz. Her tüketicinin bu temel ihtiyaçlarının giderilmesinin Devletin görevi olduğu, Anayasamızın 172.maddesinde açıkça belirtilmiş ve güvence altına alınmıştır.

Doğayı ve yaşam alanlarını katleden HES’ler, Nükleer Santraller, Maden ve Taş ocakları; sürekli artmakta olan çevre kirliliği, koruma alanlarının koruma statülerinin kaldırılması; meraların, milli parkların, ormanların, tarım alanlarının, sulak alanların, zeytinliklerin, doğanın ve çevrenin korunması ruhundan uzak çeşitli gerekçeler ve kararlar ile ranta, talana, yağmaya kurban edilerek nefes alınamaz beton yığınlarına dönüştürülmek istenmesi;  Doğanın ve çevrenin idam fermanının imzalanması Türkiye’nin ekolojik geleceğinin ipotek altına alınması, Sağlıklı çevrede yaşam hakkımızın ve çocuklarımızın geleceğinin yok edilmesi demektir! Buna neden olanlar  TARİH ÖNÜNDE BİRGÜN HESAP VERECEKLERDİR.

“YAŞANABİLİR BİR TÜRKİYE’DE YAŞAMAK İSTİYORUZ”

“Biz tüketiciler, çevresi ve doğası ile tarihi ve kültürel değerleri ile yaşanabilir bir Türkiye’de yaşamak istiyoruz. Evrensel Tüketici Haklarından doğan haklarımızı yaşamak istiyoruz. Beton duvarlar arasında çölleşmiş bir Türkiye’de yaşamak istemiyoruz. Bu nedenle kamuoyunu ve yetkilileri duyarlı olmaya çağırıyoruz.

Son ırmak kurumadan, son ağaç yok olmadan, son balık ölmeden, yeşilimiz yok olmadan, derelerimiz kurumadan, endemik bitkilerimiz yok olmadan, sağlığımızda önlenemez hastalıklara yol açmadan; paranın (rant’ın) yenmeyen bir şey olduğunu Çanakkale/Kaz dağlarından bir kez daha hatırlatmak ve doğamızın atalarımızdan miras ve gelecek kuşaklara iletilmek üzere emanet olduğunun bilinmesi istiyoruz.

İnsan eliyle yürütülen faaliyetler, eko sistemle, sistemin devamlılığıyla uyum içerisinde olmalıdır. Sermayenin, Vahşileşmiş Kapitalizmin daha fazla kâr uğruna eko sistemi yok sayarak yürüttüğü faaliyetler, hangi faaliyet alanında olursa olsun kabul edilemez, kabul etmemeliyiz, mücadele etmeliyiz. Unutulmamalı ki doğada bulunan her canlının yaşam hakkı vardır.”

Haber Merkezi