LİSELERE GEÇİŞ SİSTEMİNE YÖNELİK ÖNERİLER

Millî Eğitim Bakanlığı bu sene yerel yerleştirme ile öğrenci alırken yani mahalle okullarına öğrenci yerleştirirken, öğrencileri ortaokul bitirme puanlarına göre aldı. Sınavı bu okullar için kaldırdı; ancak yine bir sıralamaya ihtiyacı olduğu için bu sefer ortaokul notlarının ortalamasını (6, 7 ve 8. sınıf) kullandı. Peki değişen ne oldu? Bazı okullar yine tırnak içinde iyi okul diye tercihlerde önde yazıldı. Yine bir sıralamaya mecbur kalındı. Peki hangisi daha adaletli. Merkezi sınav sonuçlarına göre mi yoksa okul puanına göre mi?

Bence merkezi sınav sonuçlarına göre öğrenci almak daha hakkaniyetli ve adaletli… Bütün öğrenciler eşit şartlar ile aynı sorulara cevap veriyor. Okul puanında ise her okulu bırakın her öğretmenin farklı not verme biçimi var. Yazılı soruları öğretmenden öğretmene farklı, kimisi zor kimisi kolay. Ayrıca performans yani sözlü notunu her öğretmen farklı kriterlere göre veriyor. O zaman ne oluyor? Benzer performans gösteren çocuklar çok farklı notlarla karşılaşıyor. Bu notlarda liseye geçerken etkili oluyor. Sonuç olarak eşit koşullu gözükse de sistem hiç adaletli değil. Peki ne yapılabilir? Eğer bu sistemde ısrar edilecek ise önerilerim şunlar;

  1. Ortaokul derslerinin tümünde sınavları ortak MEB yapmalı. MEB sınav yapma işinde gayet başarılı. Ders sınavları merkezi yapılmalı; Türkiye’de tüm öğrenciler aynı zorluk ve tipte sorularla değerlendirilsin.
  2. Bu sayede öğretmen performansını da çok rahat değerlendirebilirsin. Okulların artı ve eksilerini sağlıklı görebilirsin. Eksiklikleri tespit eder, yerel düzeyde önlemler alabilirisin.
  3. Öğrencilere verilecek olan performans notlarını ise somut kriterlere göre belirleyip buradaki adaletsizliği de önlemek mümkün olacaktır.
  4. Şu anki durumda öğretmenler o kadar farklı kriterlere göre sözlü notu vermektedirler ki bu farklılık aynı performansı gösteren öğrencilerde bile büyük uçurumlar meydana getirmektedir. Oysa ki somut, ölçülebilir, itiraz edilebilir ve ispatlanabilir performans kriterleri belirlersek bütün bunların önüne geçebiliriz.
  5. Sosyal etkinliklerin öğrenciye katkı sunduğu sistem yenilenen sosyal etkinlikler yönetmeliği ile çok daha etkili hale gelmiştir. Çocukların becerileri yani spor ve güzel sanatlarda gösterdiği performanslar beyana dayalı değil, yetkili kurumlarca onaylanmış belgeye dayalı hale getirilerek başarı performanslarına eklenmelidir. Bu sayede sadece akademik başarı değil sosyal ve sanatsal başarılarda desteklenmiş olacaktır.

Yukarıda sıraladığım hususlar MEB’in kolaylıkla yapabileceği düzenlemelerdir. Sanırım böylece çok daha motive edici, adaleti sağlayıcı ve teşvik edici bir eğitim öğretim süreci sağlanacaktır. Öğretmen, veli ve öğrencilerin sisteme olan inancı ve motivasyonu artacaktır.

Görüşmek üzere….