KAZANIRKEN KAYBETMEK

Kazandığınız anda kaybettiğiniz şeyler vardır. Örneğin doğanın şartlarını zorlayıp, istediğinizi elde ettiğinizi zannedersiniz. Doğa ise size kendisine karşı kazanılan her hamlenin karşılığında asıl kaybedenin siz olacağını giderek artan bir şiddetle gösterir.

Dere yatağına ev yapılmaz dediler ama siz yaptınız mı? Bir yağmur olur, bozduğunuz yataktan akamayan su gelir evinizi yerle bir eder, canınıza varana kadar alır.

Ya da diyelim ki sağlıkla ilgili bir konuda illaki olumsuz olan şeyin gerçekleşeceğini söyleyin ve sonunda haklı (!) çıkın. Kim kaybetmiş oluyor bu durumda? (Burada tetkikler sonucu elde edilecek bir bulgudan ya da sizin üzerinde durduğunuz ama başkalarının görmezden geldiği bir konudan bahsetmiyorum elbette.)

Hepimiz yaşıyoruz bu durumu. Çoğu zaman da göz göre göre yaşıyoruz hem de.

Sadece bir adım daha ötesini hesaplayanlar daha az yaşar, hepsi bu.

Bir de tabii kaybetmeyi iç dünyamızda nereye koyduğumuza göre değişir. Eğer “kazanmak”, “haklı çıkmak” her şeyin üzerinde ise sizin için, kaybınız ilk anda yaşadığınız zafer duygunuzdan etkilenip sizi çok da vurmayabilir. Hatta bazı durumlarda asıl kaybedenin kendiniz olduğunu anlamazsınız bile. Bazı durumlarda ise kaybeden sizden sonraki nesiller olabilir.

Tabii lafa gelince herkes geleceğe (çoluğuna çocuğuna, torunlarına, kısacası sonraki nesile) güzel ya da onu anacakları bir şey bırakmak istediğini söyler ama aslında kimsenin gerçekten umurunda değildir.

Sadece bazı toplumlarda olduğu gibi bizde de nasıl göründüğümüz ya da algılandığımızla daha çok ilgilenildiği için içimizi doldurmak işimize gelmez. Mesela “Hayvan sevmeyen insan sevemez” der, sokakta yaşayan hayvanlar için konulan su kaplarına izmarit atarız.

“Bugünümüz torunlarımızdan emanet” der, bir tane kesilmedik ağaç bırakmayız.

“Nezaketi unuttuk” diye hayıflanıp, hiçbir hatamızı kabullenmeyiz.

Toplum olarak iç hesaplaşmamızı en kısa sürede yapmazsak, yarın bir topluluk olarak varlığımızı sürdüremeyeceğimizi bir an önce anlasak gerçekten çok iyi olacak.

Yukarıdaki bu cümle de benim kazanırsam, kaybedeceğim sözüm oluyor böylelikle.

Umalım da ben yanılmış olayım.