Köprünün altından çok sular geçmiş

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinden sonra arşivimi gözden geçirdim.

2002 yılına geldiğimde AK Parti’nin 1. Olağan Kongresi için hazırlanan listeler dikkatimi çekti.

Üzerinden tam 17 yıl geçmiş. Kimler kimler var listelerde?

Yerli ve yabancı medya temsilcileri başta olmak üzere herkes seçim yenilgisinin AK Parti açısından nedenlerini araştırıp, fikir beyan ediyor.

Gerçekten de klinik bir vaka. Yani olayı bir tek sosyolojik açıdan çözemezsiniz.

Birden fazla nedeni var. Neredeyse her bilim dalının araştırması gerekli.

Yerli, yabancı, ulusal, yerel medya kadar acaba AK Parti’li kurmaylar bu işe kafa yoruyorlar mıdır?

Bunu bilemiyoruz. Önümüzdeki günlerde göreceğiz.

AK Parti’li kurmaylar Çanakkale’de yeniden 2002 yılına, yani kuruluş, kendi deyimleri ile fabrika ayarlarına dönecekler mi?

AK Parti’nin kuruluşundaki o mütevazı isimler şimdi neredeler?

O dönem seçilmiş milletvekilleri nerededirler?

Yönetimlerde görev alan isimlerin, bugün hâlâ parti ile ilişkileri var mı?

Yoksa meydan, çıkarcılara menfaatçilere mi kaldı? Bırakıldı?

Nerede listelerde yer alan eşraftan kabul edilen isimler?

Nerede işinin ehli beyefendiler?

Nerede inandığı için bu oluşumda görev almak isteyen isimler?

İl Yönetimine yazılan isimlerden bazıları daha sonraki süreçte Milletvekili seçilmiş.

O gün listeye girenlerin çoğunluğu bugün köşelerine çekilmiş, uzaktan seyirci durumunda.

Son iki seçim başta olmak üzere daha fazla sayıdaki seçimlerde hiç bu isimleri ortalıkta görmedik.

AK Parti değirmen gibi insan öğütmüş diyebiliriz.

Bakan yardımcılığından, Grup Başkan Vekilliğine, kadın kolları başkan yardımcılığına kadar önemli kademelerde görev yapan isimler de var kentimizde.

2002’deki listede iki aday olmasına karşın üç liste bastırılmış. Çekişme denilmez ama ilgi bu denli yüksekmiş.

Listedeki isimlere baktığımızda bugün birçok ismin farklı anlayış içerisinde olduğunu görebilirsiniz.

Birilerinin küçük olsun, benim olsun diye, partiden, bu sevdadan uzaklaştırıldığını da düşünebiliriz.

Bürokraside “Abiliği”, Devlet Hastanesi eski Başhekimi Dr.Kenan Eliuz’la bitirdiler.

Mehmet Daniş ile “Bizim oğlan” anlayışı son buldu.

Ayhan Gider’in ayrılmasıyla Genel Sekreterlik unvanı bitti.

“Çanakkaleli, çalışkan, iş bitirici, efsane müdür” anlayışını GESTAŞ’ı parlayan yıldız yapan, Hasan İlhan Yürükçü ile son buldurdular.

“Beyefendi Vali” imajı Orhan Kırlı ile “Devletin hakkı yenmez, ödenmez” imajı da Abdülkadir Atalık ile son buldu.

Biz 2008 yıllarından sonra neleri gördük bu kentte. Neleri yaşadık?

Makam aracı ile şeyhinin mekânına giden valiler biliyoruz.

Başarılı öğrencilere burs veren, hain amaçlı FETO’culara mahkûm etmeyen, Terzioğlu Vakfı’nın vali yakınlarına- onların amaçlarına peşkeş çekildiğine tanık olduk.

Eşraftan isimlerin halka hesap verebilir olmasından kaynaklanan rahatsızlıkla, vakıf senedinin değiştirildiğine tanık olduk.

O Valinin söylediklerini üyeler dinleseydi, 15 Temmuz belki kentimizde amacına ulaşacaktı.

Konakta korumaların birbirine silah çektiği, makamlarda milyar hesap ödendiğini biliyoruz.

GESTAŞ’ın iflas ettirildiğini, Çanakkale’nin ve kurumlarının, karpuz gibi ortadan ikiye bölünmeye çalışıldığına tanıklık ediyoruz.

Köprünün altından çok sular geçti.

Ya fabrika ayarlarına geri dönülür ya da bunun önünde engel olanların isimleri tarihin tozlu sayfaları arasındaki yerini alır.