“Devlet korkusuz ve umutsuz yapamaz”

Türkiye’nin en önemli sosyologlarından ve bence düşünce insanı denilince ilk akla gelmesi gereken isimlerinden olan Ulus Baker’in Ege Berensel tarafından derlenen Yüzeybilim Fragmanları kitabında salt bugünümüze ya da tırnak içinde belirtildiği gibi devlet kurumuna değil, her türden iktidar kavramına yönelik nokta atışı tespitler var.

Bazılarını alıntılıyorum:

“Devlet korkusuz ve umutsuz yapamaz.”

“Devlet, kendini destekleyenleri umutla, diğerlerini ise korkuyla yönetir.”

“Her iktidar insanlarda duygular ve tutkular uyandırarak çalışır. Umut ile korku bu duyguların en belirginleridirler ama iktidar bunları “kederli” duygular haline dönüştüren, yani insanların, bendeler olarak güçlerini ve kudretlerini azaltmaya, azımsamaya yarayan temel unsurdur.”

Tekrar belirtmekte fayda görüyorum, buradaki hangi “devlet” kelimesini “iktidar” kelimesi ile değiştirirseniz değiştirin, anlamda daralmayı bırakın genişleme olduğunu net bir şekilde göreceksiniz.

Bu alıntıları niye paylaştığımı da yazayım size… Ulus Baker yazısında ayrıca hiçbir iktidarın salt korku ya da salt umutla sürdürülemeyeceğinin de altını çizer.

Ki belki fark etmişsinizdir; bizim toplumumuzda hakim olan duygular hep bu iki uca ait.

Ya aşırı umutlu, toz pembe düşlerle hareket etmeye çalışıyoruz yahut olası en korkunç senaryolarla kendimizi ve tüm yaşantımızı sansürlüyoruz.

Kendimize ait bir otokontrolümüz bile yok sizin anlayacağınız.

Hâl böyle olunca da uçtan uca savrulan, sorumluluk almak yerine sürekli bir günah keçisi peşinde koşan, zihnen 0-6 yaş grubundan çıkamamış bireyler olarak kendi ülkemizin kaderi hakkında karar verebildiğini düşünen hayalperestler olarak yaşıyoruz.

Gerçeğin ya da gerçek gibi görünenin işimize yarar kısımlarıyla idare etmek nispeten daha az acı veriyor çünkü.

Bu yüzden tuvalet fırçasına savaş açıyor, Çin’e tepki göstereceğiz diye Uygur Türkü dövüyoruz.

Bu yüzden yapımında en ufak bir katkımız şeylerle “gurur” duyuyor, bu konuda beyanatı olmayanları da vatan haini ilan ediyoruz.

Herkes hem bizden hem de biz herkesten üstünüz.

Bizim ofisin en sık kullanılan deyimi gibi “Psikolojimiz bozuk”.

Niye bu kadar lafla kafamızı şişirdin derseniz, dünden beri anlatmaya çalışıyorum. Seçimler vesaire iyi hoş ama artık ayaklarınız yere sağlam bassın. Yoksa hakikaten hiçbirimizi güzel günler falan beklemeyecek.