İŞÇİYE KARIŞMA

Yazıktır. Günahtır. Azaptır. Zulümdür. Aslında daha ağır söz söylemek lazımdır ama terbiyemiz müsaade etmemektedir. Efendim, 31 Mart’ta el değiştiren bazı belediyelerde yeni yönetim, işçileri kapı önüne koymuş. Bilhassa, sosyal demokrat olduğunu, işçi haklarını savunduklarını iddia eden başkanlar bunu yapmış. Bakınız; bu insanların ekmeği ile oynayan, hangi partiden olursa olsun, insafsızlıktır. Bağışlanacak hiçbir tarafı yoktur. Bakınız; Bolu Belediyesi’nin işine son verdiği işçiler, Ankara’ya, CHP Genel Merkezine doğru yürüyüşe başlamışlardır. Seçim öncesi, “CHP’li Belediyelerde asgari ücret 2.200 lira olacak “diyen Kılıçdaroğlu, bu duruma ne diyor acaba? Yok efendim, Bankamatik memuru imiş. Filan partinin militanıymış. Sizler Ankara’dan İstanbul’a adalet yürüyüşü yaptınız. Eğer böyle haksız bir kazanç varsa teslim edersiniz adalete, adalet kararını verir. Aş peşinde koşan insanları kapı önüne koymak, hiçbir düşünceye sığmaz. Yeri geldiğinde, 1 Mayısları örnek gösterip, işçi kardeşlerimizle dayanışma içinde olacaksınız. Sonra da icraatlarınızla, işçinin hakların elinden alacaksınız. Kusara bakmayınız. Sınıfta kaldınız. Başta da dedik. İster AKP’li olsun, ister MHP’li olsun, isterse CHP’li olsun. Hiçbir insanın işiyle, aşıyla, ekmeğiyle oynayamazsınız. Eğer oynar, onların vebalini alırsanız, bu millet sizi tepetaklak alaşağı eder. Biliniz istedik.

GÜLMECE

Temel, kahveden çıkınca kapının önünde bir saatlik bir gecikme için park cezası yazan trafik polisiyle burun buruna gelmiş;

– Yazma şu cezayı memur bey!

Polis onu hiç umursamadan cezayı yazmaya devam edince;- İşgüzarsın! Polis Temel’e şöyle bir bakıp;

– Aşınmış lastikler. Bunun için ikinci bir ceza makbuzunu yazmaya başlamış. Temel, ne kadar ceza yazarsa yazsın, ona vız geleceğini söyleyince polis ilk iki ceza makbuzunu arabanın sileceği altına sıkıştırıp üçüncü makbuza başlamış. Bu sürtüşme 20 dakika kadar sürmüş, polis ceza üzerine ceza yazmış. Temel hiç oralı olmamış.

Yürümüş, karşı kaldırımda park ettiği arabasına binip, sürmüş gitmiş!

***

Temel akşam eve gitmiş, Fadime evde yokmuş. Yarım saat sonra Fadime gelmiş. Temel sormuş;- Neriyeydun Fadime?

– Guzelluk salonina gitmişidum. Temel, Fadime’nin yüzünü dikkatle inceledikten sonra dudak büktü.

– Eeeee ne oldi sıra saa gelmedi mi?

Sağlıcakla kalınız.