AĞAM EĞLENİYOR

Eskiden bayramlarımız vardı, şimdilerde ise “Bayram Tatili” var. Ne yazık ki, bayramı evden kaçma, tatile gitme, eğlenme fırsatı olarak görüyoruz. Yazıyoruz, çiziyoruz. Hayat pahalı. Esnaf sıkıntıda. Vatandaş geçimini zor sağlıyor. Tamam da bayramdaki bu hareketlilik nedir? Tatil yerleri dopdolu. Yüzde yüz doluluk oranına erişmiş. Yollar arabalardan geçilmiyor. Perşembe günü akşama kadar tam 61 kişi, trafik kazalarında hayatını kaybetmiş. Bu yazıyı okuduğunuzda, kim bilir kaç kişi daha can vermiş olacak. Alışveriş merkezleri hınca hınç dolu. Su gibi para harcanıyor. Akıl alacak gibi değil. Bayram öncesi, kime sorsanız, ağlayıp duruyordu. Aman efendim. Paramız yok. Geçim sıkıntısı çekiyoruz. Ne yapacağımızı şaşırdık. O zaman adama demezler mi? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? Büyük şehirler boşalmış. Yollar kan gölüne dönmüş. Kaçan kaçana. Yahu nereye kaçıyorsunuz? Eşinizi, dostunuzu, akrabalarınızı ziyaret etsenize. Bayram gibi mübarek bir günde, kapılarınızı niçin kapatıyorsunuz. Allah aşkına. Biz ülke olarak bu kadar zengin miyiz? Birileri çıkıp da “İnsanlar tatil yapıp dinlenemez mi? Neden çok görüyorsunuz?” diyebilirler. Haklıdırlar. Ancak yeni evlenen gelin gibi “Hem ağlarım, hem giderim” gibi olmamalı. Paramız yok. Bu para ile geçinilir mi diye Devlete, Hükümete çat. Ondan sonra da vur patlasın çal oynasın. Hadi bakalım. İyi tatiller. Yoksa İyi bayramlar mıydı?

KAHKAHA

Hikâye bu ya Nasreddin Hocamız eşeğini satmak için pazara götürürken, bakmış ki eşeğin kuyruğu pislik ve çamur içinde. Yıkasa su yok, su bulsa kuyruk temizlenecek gibi değil. Bu hâliyle eşeği nasıl satsın. En iyisi kuyruğun kirli yerini kesmek! Hoca da öyle yapmış. Kuyruğu kestiği gibi heybeye yerleştirmiş. Neyse, uzatmayalım; eşeğe bir alıcı çıkmış. Beğenmiş de Karakaçan’ı. Ancak kuyruksuz olduğunu görünce pazarlığı yarıda bırakmaya niyetlenmiş. Durumu fark eden Hoca:

– Pazarlığı bozma demiş, eksiği kuyruk olsun, o kolay yerde!

****

Nasreddin Hoca, Sivrihisar’dan Bursa’ya giderken bir handa soluklanmak için durmuş. Nerelisin, kimlerdensin diye sorduklarında:

– Akşehirli erenlerdenim, demiş.

Hoca’nın cevabından işkillenen birisi:

– Eren olmak kolay değil, şu yüce dağı ayağına getir de görelim Hoca, demez mi?

Hoca:– Ey ulu dağ, rahatını bozacağım ama yanıma geliver, diye seslenmeye başlamış. Dağda hiçbir kıpırtı olmadığını görenler:

– Hoca, demişler, nefesin hiç de kuvvetli değilmiş. Hoca dağa doğru yürümeye başlamış ve:

– Biz büyüklük yapmayız, demiş, dağ yürümezse abdal yürür.

Sağlıcakla kalınız.

 



WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com