İŞGAL HEVESLİLERİ!

Bazı hocalarımıza bir haller oldu. Hassas olduğumuz önemli konuları kaşıyorlar. Amaçları nedir? Anlamak zor. Fesli bir meczup vardı, Atatürk’e düşman. Atatürk buna, ailesine, yedi sülalesine ne yapmış, kim bilir? Şükürler olsun ki, memleket ondan kurtuldu. Peki, bu Yunan heveslileri bitti mi? Biter mi? Biri gider, biri gelir. Mübarek Bayram günü, üstelik kahramanlık destanı yazılmış Gaziantep de bir kendini bilmez sarıklı, bayram namazı öncesi vaazında neler diyor: Merkez Şahinbey ilçesinde bulunan İyinacar Camisi’nde bayram namazı için gidenler, cami imamının vaaz sırasında, ‘Kurtuluş mücadelesinde bizi kandırdılar. Anlatılan kahramanlıkların hepsi yalan. Keşke o gün savaşı kaybetseydik, belki Osmanlı’yı daha sonra yeniden kurabilirdik” ifadelerini kullandı. İmamın skandal sözleri kısa sürede sosyal medya sayfalarında tepki topladı. Gaziantep Valiliği de, tepkiye yol açan olayla ilgili, soruşturma başlattığını duyurdu. Valilikten yapılan açıklamada şöyle denildi: “İlimiz Şahinbey ilçesi İyinaçar Camisi’nde, bayram namazında yapılan vaazla ilgili sosyal medya ve basında yer alan haberler üzerine, soruşturma başlatılmıştır.”

O kürsüye çıkanların, ağzına gelen her şeyi, ya da bilinçaltındaki hasetliklerini söyleme hakları olmamalı. Dün de yazdığımız gibi vaaz verenlerin, sıradan cami imamı olmamaları şarttır. Müftülüklerimizde bu işin eğitimini almış binlerce görevli varken, durumdan vazife çıkarmaya çalışanlara dur denilmeli. Cami imamları, her konuda fikir beyan etmemeli. Hâlâ anlayamadığımız bir konu var. Bazı kendi bilmezlerin, Kurtuluş Savaşı ile Cumhuriyetle, Atatürk ile ne alıp veremedikleri var? Anlamakta zorlanıyoruz. Şeriat mı istiyorlar? Gitsinler Arabistan’a. Yahu, yıllardır söylüyoruz işte. Allah aşkına.”Bu ülkeyi ya sevin. Ya da terk edin.” Tabiidir ki gerçekten tebliğ görevini yapan, Devletin bağımsızlığı ve bütünlüğü, milletin selameti için çalışan ve bu konuda uyarılarda bulunan hoca efendilerimizi ayrı tutuyoruz. Eli öpülesi olanlar meczuplardan çoktur. Bu konuda gönlünüzü ferah tutunuz.

GÜLMECE

Bir kıtlık zamanıymış. Hoca’nın yolu bir köye düşmüş. Öğle de olmak üzereymiş. Köylüler Hoca’yı köy odasına davet etmişler.

Bir zaman sonra, köy odasına çocuklardan biri girip, biri çıkmaya başlamış. Ellerinde de türlü türlü yemekler varmış. Hoca bunları hayretle izlemeye başlamış. Derken çabucak sofralar kurulmuş. Büyük küçük herkes sofraların başına geçmiş. Hocayı da sofraya çağırmışlar. Çeşitli yemekler, börekler, hoşaflar, tatlılar ikram etmişler. Hoca, hayretler içinde kalmış. Bir ara dayanamayıp:

“-Allah bereketinizi artırsın!” demiş.”Burası meğer ne bolluk yermiş! Bizim oralarda ise halk, açlıktan kırılıyor.” Sofradaki köylülerden biri:

“-İlahi Hoca…” demiş. “Sen bayram, seyran nedir bilmez misin? Bugün bayram! Onun için herkes karınca kararınca azığını ortaya döktü. Bolluğun sebebi budur!”Hoca, bir süre düşündükten sonra:

“-Ah, ah hemşehrim!” demiş. “Keşke her gün bayram olsa! Olsa da şu ümmet-i Muhammet yiyecek darlığı çekmese…”

Sağlıcakla kalınız.