İMAN ÖLÇER HOCA!

Milletimiz ilim adamlarımızın çalışmadığını, uyuduğunu zannediyor. İcat yok, buluş yok, yeni teknoloji yok, ne olacak bu memleketin hali diye üzülüyorlar. Gâvurlar Marsa gidiyormuş. Efendim Küba, kanser aşısı bulmuşmuş. Yahu onlar da bir şey mi? Bizim çok değerli ağabeyimiz, kardeşimiz, dostumuz bir İmam efendi, “İman Ölçer” i bulmuş. Yani mizan kurulmadan, kıyamet olmadan, mümin olup olmadığınıza karar veriyor. Nasıl bir icat ise… Elin gâvuru iman ölçer ile uğraşacak değil ya. Bu iş biz Müslümanlara düşer. Hoca efendi kardeşimiz, bayram arifesi, cumartesi günü vaaz ediyor. Zaten bir kişi de olsa Allahın her günü yapıyor bu işi. Güzel de konular hep aynı. Tam beş yıldır Musa’yı anlatıyor. Her ne kadar; hocam, insani ilişkileri; namazı, cami adabını, yardımlaşmayı, insanları sevmeyi anlatın, desek de bildiğinden şaşmıyor. Kuranı Kerimde yazanları, zaten insanlar okuyor. Ulaşmak zor değil. Ayetlerin mealini anlatmanın ne faydası var ki? Müftü efendiye de söylüyoruz ama nafile. Caminin içini dilenciler istila etmiş. Hoca efendi bunlarla uğraşmıyor, camiye gelenleri kaçırtmak istiyor. Son olarak ne demiş bir bakalım: “Bizim burada anlatmamızı istemeyenler var. Onların imanı zayıf. İçlerinde iman yok. Dışarıdakiler neyse de içerdekiler boşuna geliyorlar. Onların kıldığı namaz sahtedir. Yok, efendim gazeteye yazıyorlar. Şikâyet ediyorlar.” Evet yazdık. Esnaf da bu hocayı şikâyet etti. Hâlâ da memnun değiller. Fi tarihinde yazdığımız için, hoca bize düşman kesilmiş. Kin, nefret soluyor. Oysaki Peygamber Efendimizin(S:A:S)vekili olarak imamet eden birisine, kin ve nefret, intikam yakışır mı?

PARA İLE İMAN

Para ile imanın kimde olduğunu Allah bilir. Sayın hocam, siz bunu ölçemezsiniz. Bir keresinde de camiye gelmesinler dediniz. Cami sizin babanızın malı mı? Orası Allahın evi. Siz, para alarak oraya gelen cemaate namaz kıldırmakla görevli bir memursunuz. Kimsenin imanını, dinini ölçme yetkiniz ve kabiliyetiniz yok. Bunun ötesi yok. Yıl boyu, Cuma ve Ramazan da dahil, merkezi vaazı kapatıp, kendi kafanıza göre, bozuk bir Türkçe ve imla kurallarına riayet etmeden, aynı şeyleri tekrarlayıp duruyorsunuz. “Merkezi yayını neden açmıyorsunuz?” diyen cemaate de “Orayı açtığımızda, cemaat uyuyor” diyorsunuz. Demek ki, asıl işleri vaaz vermek olan Müftülük görevlileri, milleti uyutuyor öyle mi? Bakınız, kendini beğenmek, değil bir din adamında, herhangi bir müslümanda bile olmaması gereken bir kusurdur. Cenabı Allahın, en çok sevdiği kul, mütevazı, yani alçak gönüllü insandır. Müftü Efendiye burada görev düşmektedir. Bir gün tebdili kıyafet edip, caminin arka bölümünde, bu kardeşimizin vaazını dinlesin. Ondan sonra karar versin. Bizim hiç kimse ile alışverişimiz olmaz. Ancak, bizlere imansız diyenler için de birkaç sözümüz elbette olacaktır. Cennet Mekân Osman Gazinin hocası, Şeyh Edebali’nin Padişaha öğüdüne bir bakalım;

“Ey Oğul!

Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana… Güceniklik bize; gönül almak sana… Suçlamak bize; katlanmak sana… Âcizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana… Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana… Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana…”

Yazımızı Yunus Emrenin şiiriyle noktalıyoruz. Sağlıcakla kalınız.

İlim, ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir,

Sen kendini bilmezsin, ya nice okumaktır?

Yunus der ki: Ey hoca, gerekse var bin Hacca,

Hepisinden iyice, bir gönüle girmektir.



WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com