Soner Yalçın’dan

Dün, Tunceli’nin Komünist Belediye Başkanının yediği herzeyi anlatmaya çalışmıştık. Bununla ilgili Soner Yalçın’ın “Bu ne telaş yoldaş?” başlıklı, ibret vesikası makalesini, okumayanlar için yayınlamayı uygun gördük. Buyurunuz.

“Sandık ki, toplumsal eşitsizlikleri ortadan kaldırmaya çalışacak; ayrımcılık yapmadan halka hizmet götürecek… Sandık ki, halkın temel ihtiyacı olan barınma, ulaşım, ısınma, sağlık, eğitim gibi hizmetleri herkese bedelsiz sunacak… Sandık ki, tüketim ekonomisine son verecek; insanların sağlıklı doğal gıdalara kavuşmasını sağlayacak…

Sandık ki, emekçilere hakkını verecek, işsizliği yok edecek…

Sandık ki, çevreci olacak, imar rantına son verecek…

Sandık ki, hırsızlığı yok edecek, hakça düzen kuracak… Sandık ki, kimlik siyasetine yenilmeyecek, kutuplaşmayı bitirecek… Sandık ki, sosyalist bir yönetimin ne olduğunu hizmetleriyle ülkeye-halka gösterecek… Ah! Daha ilk adımda… Etnik yapıları kaşıyıp, insanları kamplaştırarak toplumsal muhalefeti bölme taktiği uygulayan neo-liberalizmin tuzağına düştü! Belediye kararıyla “Tunceli” adını “Dersim” yaptı… İnsan sormadan edemiyor:

–Tunceli adı kimileri için neden nefret sembolü?

–Dersim adı kimileri için neden sevda sembolü? Bu ne telaş yoldaş?

KOMPLEKS Mİ?

Gerici feodalizme sarılıp, Cumhuriyet ve devrimlerine muhalefet ederek komünist olamazsınız! Sahi… Bu kararınızla, emperyalist küreselleşmeye/ “Yeni Sağ”a yenik düştüğünüzü kavrayamıyor musunuz? “Ne” ile kuşatıldığınızın farkında değil misiniz? Kültüre dayalı popülist siyasetin çıkmaz yol olduğunu nasıl bilmezsiniz? Feodalizme sarılarak sınıf bilinci oluşturulabilir mi? Sınıf mücadelesinin merkezine “kültür savaşı” nasıl konur? Alfabenin “A” harfi yanlış iken, halka “okumayı” nasıl öğreteceksiniz? HDP kompleksidir yaptığınız… Tunceli’de yerel yönetimi/iktidarı ele geçirenlerin ilk yaptığı ne oluyor? Meşruiyet aramadan, insanları ikna etmeyi umursamadan dayatmada bulunuyor…

“Yasakçılık yolunda” yürüyor: Bu kez “Tunceli” adı istenmeyen isim oluyor. “Ben yaptım oldu” anlayışı… Mesele sadece “ellerin havaya” kaldırılmasıyla sınırlı olabilir mi? Her iktidar; çoğunluğa sahip olduğunu dile getirerek, kendi “doğruluk tekelini” dayatmıyor mu? Bundan bıkıp usanmadık mı? Sorunlarımızın kaynağı işte bu zora-baskıya dayalı iktidar anlayışı değil mi? Ne yazık… TKP “farklı bir yol var” umudunu, ülkeye-insanlara göstereceğine, çoğunluğu ele geçirince aynı yola sapıverdi: –Çoğunluk benim, istediğimi yaparım! Eee hani senin “iktidar yolun” farklıydı… Nasıl oluyor da sana yapılanın benzerini yapıyorsun? Aslında… Seni “fethedenlerin” başarısı değil mi bu? Bölgenin tarihi sekiz bin yıllık… Kimler gelip, kimler geçti… Bölgeye kimi “İşuva” adını verdi; kimi “Supani”… Yaşayanlara kimi “Muştular” dedi; kimi “Müşkiler”… Osmanlı kayıtlarında adı, “Disim” idi. Halk “Desim” diyordu. Şehrin değil, bölgenin adıydı…25 Aralık 1935’te çıkarılan yasayla Mamiki Köyü’nde yeni il merkezi kuruldu ve adına “Tunceli” dendi… İşin özünde ise…“Dersim”, feodalizmin sembolü.“Tunceli”, Cumhuriyet aydınlanmasının sembolü. Kendini ilerici görenler neden “Dersim” adında ısrarcı? “Tunceli’ye bu bahar komünizm gelecek” deniyordu; feodalizm geldi! Hâlâ popülizme yenik düşülüyor. Yazık.”

Sağlıcakla kalınız.



WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com