NE DERSİMİ ÜLENN!

Rahmetli Türkeş, bir televizyon programında,”Türkiye bir mozaiktir” diyen birine “Ne mozaiği ulan” diye bağırmıştı. Şimdi moda; süsleyip püsleyip, bir ilçe belediye başkanlığından, il belediye başkanlığına terfi ettirilen bir meczup. Patates, kuru fasulye, soğan ekerek, emekçi olduğunu gösteren bu zat-ı muhterem, Tunceli gibi kadim bir şehrin adını değiştirme aymazlığını göstermiş. Belediyenin ismini, Dersim Belediyesi olarak değiştirmiş. Ne cesaret? Ne büyük küstahlık. Sen kimsin? Devlet misin de Atatürk’ün koyduğu ismi değiştiriyorsun? Burası kanun devleti. Ad değiştirmek, isim vermek, İçişleri Bakanlığının görevidir. İl İdare Kurulu karar verir, ilin valisi tasdik eder. İçişleri Bakanlığının onayına sunulur. Aksi durumda, birisi de çıkar filan ilin belediyesinin adına, terör örgütünü çağrıştıran bir ad koyar. Yani yol olur. Bakınız, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bu kendini bilmezler için ne söylüyor: “TKP’den Tunceli Belediye Başkanı olan şahsın Dersim dayatmasına hoşgörü gösteremeyiz. Ne yapalım, seçildi diyerek komünist şarlatanlığa göz mü yumalım? Yapılan, yok hükmünde olup, ayaklarımızın altındadır. Devlet gereğini yapmalıdır.”

KAMER GENÇ

Televizyon programındaki 4 konuktan ikisi, Sırrı Sakık ile Murat Bozlak’tı.

-Diğer ikisi ise Kamer Genç ile Mehmet Gül’dü.

Programın ortasında Sırrı Sakık, Kamer Genç’e hücum eder:

-”Siz Atatürk’ü savunarak, soykırıma uğrayan Dersimli Kürtlere ihanet ediyorsunuz.”

Kamer Genç anında şu karşılığı verir:

-”O kullandığınız cümlede bir kaç tane büyük yalan var.”

Sırrı Sakık: Ne imiş o?

Kamer Genç: “Birincisi Dersim bir ilin değil bölgenin adıdır ve benim ilim Cumhuriyetle beraber Tunceli olmuştur.

Kamer Bey devam eder: “İkinci husus Dersim’de olanlar soykırım değil yeni kurulan bir devletin başkaldıranlara karşı önlem almasıdır. Bir başka yanlışınız ise Tunceli asla Kürt değildir. Biz Hazar kökenliyiz. Dilimiz de sizden farklı yani ne Kırmançi ne de Zazaca konuşuyoruz.”

Sırrı Sakık: Seyid Rıza’ya ne diyeceksin?

Kamer Genç: “İngilizlerin oyununa gelmiştir. Tuncelililerin o dönem önderi, Atatürk’ün yoldaşı olan Diyap Ağa’dır… O yıllarda Şeyh Said ve Seyid Rıza’yı kullananlar şimdi PKK’yı kullanıyor.”

İşte, kadim şehir Tunceli’nin yürekli vekili. “Ben Atatürk ve Cumhuriyet sayesinde okuyup milletvekili oldum. Cumhuriyet olmasa kuldum.”diyen bu insanı, rahmetle anıyoruz.

Bu konu ile ilgili, Soner Yalçın’ın yazdığı köşe yazısını yarın yayınlayacağız. Bilginize. Başta da dedik ya,”Ne Dersimi Ülen”.

AZICIK UCUNDAN

Hoca Nasrettin’in, şimdi anlatacağımız hikâyesi, cuk diye bu meseleye uyuyor. Hoca, gece yatarken bir bakmış ki, bıyığının içinden fare geçiyor. Ertesi sabah ilk işi bıyığını kesmek olmuş. Görenler “Hayrola Hoca. Bıyıkları neden kestiniz?” diye sorarlar. Hoca anlatır. Onlar da “Yahu ne gerek vardı. Yıkar, paklardınız, konu kapanırdı” diye eleştirmişler. Hoca bu, cevabı yapıştırmış. “İyi güzel de, bunu gören diğer fareler de aynı şeyi yapar ve benim bıyığım farelere yol olurdu.” demiş.

Sağlıcakla kalınız.