TATİL REZERVASYONU

Sanki Türkiye, yalnızca İstanbul. Rezervasyonlar durma noktasına gelmişmiş. Millet oy kullanmak için, İstanbul’da kalmayı tercih etmişmiş. İstanbul’dan tatilciler gelmezse, turizm iflas edecekmiş. Yok, efendim seçim günü, arabamla üç kişiyi ücretsiz götüreceğim gibi atmasyonlar. Ne oluyor, ne oldu? Boşuna telaş etmeyiniz. Tatiline gidecek olan gider. Hiç de tınlamaz. Boğazda viskisini yudumlarken, Zap suyuna ağıt yakıp, fakir fukara edebiyatı yapan mutlu azınlık, oy için tatilini feda eder mi? Yahu 15 milyonluk şehir. Çoğunluğu Anadolu’dan göç etmiş. Kıt, kanaat geçiniyor. Ne tatili? Onlar için tatil demek memlekete gidip, üç beş kışlık yiyecek tedarik etmektir.           Bakınız,31Mart’ta tercihini yapan vatandaş, iki üç ay içinde tercihini değiştirmez. Bu yüzden merak etmeyiniz. Esasa baz alınması gereken, oy kullanmaya gitmeyen, tam 1.700 bin seçmendir. Seçimin kaderini değiştirecek olan, bunların sandık başına gitmeleridir. Çalışmalar bu yönde yapılmalıdır. Yoksa İstanbul’da oy kullanacak olup da, Çanakkale’de yaşayanları, arabamla götüreceğim demek, tribüne oynamaktan başka da bir şey değildir. Ne yazık ki, bu İstanbul seçimi, Ülkenin bir numaralı gündemli oldu. Oysaki vatandaşın o kadar çok problemi var ki? Muhalefet bile bunları anlatmıyor. Varsa da yoksa da İstanbul seçimleri. Alsanız ne olur ki? Enflasyon mu düşer? Milletin hayat standardı mı yükselir? Maaşlara zam mı yapılır? Emekli huzura mı kavuşur? Bırakınız. Ülke gündemine dönünüz.

GÜLELİM

Ramazan günlerini hesaplamak için bir çömleğin içine her gün bir taş atar, Hoca. Bir avuç taş doldurur çömleğin içine Hoca’nın yaramaz oğlu, muziplik olsun diye. Bir zaman sonra arkadaşları: “Bugün Ramazan’ın kaçı acaba?” diye sorarlar Hoca’ya. Hocada: “Şimdi eve gider öğrenirim. Biraz sabredin” der ve evinin yolunu tutar.

Çömleği boşaltır; bir sayar, iki sayar… Taşların yüz yirmi beş tane olduğunu görür. Şaşkın bir halde döner arkadaşlarının yanına Hoca. “Arkadaşlar, bugün, Ramazan’ın kırk beşi” der. Hoca’nın bu cevabına gülüşürler arkadaşları. Aralarından biri: “Aman Hocam, bir ay otuz gündür. Hiç Ramazan’ın kırk beşi olur mu?” diye itiraz eder. Hoca, biraz şaşkınlık biraz da kızgın bir ifadeyle: “Ben yine insaflı davrandım. Benim çömlek hesabına bakacak olursak; bugün Ramazan’ın yüz yirmi beşi!”der.

***

Bir Ramazan günü Nasreddin Hoca’nın gözleri susuzluktan afallamış. Dayanamayıp bir çeşmeye çaktırmadan yanaşmış. Tam suyunu içerken, bir köylü görmüş hocayı: – “Aman hoca, günah değil midir bu yaptığın!” Hocanın kafası zaten bulanık. Basmış gamatayı.”Yıkıl karşımdan, Ramazan gider bir daha gelir, ama ben gidersem bir daha gelmem; ne günahı!”

Sağlıcakla kalınız.