GENÇLİK NEREYE?

Gençlerde büyüklere saygı kalmamış. Kazara bir şey söylediğinizde, makineli tüfek gibi konuşmaya, cevap vermeye başlıyorlar. Söylediğinize, söyleyeceğinize pişman ediyorlar. Peki, bu tutum nereden kaynaklanıyor. Tabii ki aile terbiyesinden. Ancak çağımızda, aileler bu konuda çaresiz kalıyor. Sosyal medya, internet gençlerimizin aklını çeliyor. Geçen gün Aynalı Çarşı’nın yan tarafındaki yufkacı-kadayıfçıya gittik. Orada bulunan üç dükkânın önünde de birileri oturmuş, ellerinde telefonlarla uğraşıyorlar. Yufkacının önünde de türbanlı, yani başı kapalı bir hanım kızımız oturmuş. O da telefonla cebelleşiyor. Şaka yollu “Herkesin elinde telefon, karıştırıp duruyor” deyiverdik. Hay demez olsaydık. Açtı ağzını, yumdu gözünü. Karşında, babası yaşında bir adam var. Vay efendim, ne hakla telefonla oynamasını eleştiriyormuşuz. Hanım kızımız mutaassıp. Kapalı giyiminden belli. Ayrıca oruçlu büyük ihtimalle. Lakin orucun şartlarından birisinin de büyüklere saygı olduğun bilmiyor herhalde. Belki de oruç başına vurmuş diyeceğiz ama daha öğlen. Üstelik esnaf. Sorsanız, piyasa bozuk, işler kötü derler. Böyle davranırsanız, sinek avlarsınız. Biz, bir yanlışlık yapıp girmiş olduk. Şimdi yollara kırmızı halı da serseniz, değil dükkânınıza gelmek; kapınızın önünden bile geçmeyiz. Anlayacağınız, bu nesil büyük, küçük bilmiyor. Yani geleceğimiz çok da iyi görünmüyor. Umudumuz yok. Ne diyelim? Allah ıslah etsin.

RAMAZANLIK

Baba Erenler ile çömez, kuytu bir köşede demleniyorlarmış. Zabıtanın biri görüvermiş. Hem de Ramazan günü… Zabıta tuttuğu gibi ikisini de çıkarmış Kadı’nın karşısına. Olay anlatılınca Kadı gürlemiş:

– “Mübarek Ramazan günü, bırak orucu, bir de içki içmek ha, ulan Müslüman değil misiniz siz?”

Çömez boynu bükük: – “Elhamdülillah!” demiş de, Baba Erenler başka konuşmuş:

– “Yok, Kadı Efendi, ben Hıristiyan’ım doğrusu!” Çömezin şaşkın bakışları altında, yine gürlemiş Kadı:

-Peki, o zaman sen git, şu yeni genci de tez atın zindana!” Baba Erenler lafa girmiş hemen: – “Bir dakika Kadı Efendi, şu zabıta bizi tuttuğunda, delikanlı tam da İslam’ı anlatıyordu bana. Sevgi ve hoşgörü dini olduğundan bahsediyordu. Aklım yatmaya başlamıştı valla. O halde şimdi ben İslam’ı kabul edersem, bunun hatırına affedilmez mi bu delikanlı da?”

Kadı düşünmüş, birine Müslümanlığı kabul ettirmenin sevabı büyük: “Tamam o zaman!” demiş. Baba Erenler ‘kelime-i şahadet’ getirdiği gibi, kapmış çömezini de kolundan, atmışlar kendilerini dışarı. Çömez halen şaşkın ‘Nasıl inkâr ettin iki dakikada dinini’ der gibi bakıyormuş Baba’nın suratına ki Erenler çıkışmış; – “Ne bakıyorsun evladım, yanlış mı; Hıristiyan oldum, kendimi kurtardım, Müslüman oldum, seni de kurtardım!”

Sağlıcakla kalınız.

 



WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com