Bana ne, sana ne?

Belki de hayat kurtaracak öneme sahip iki soru cümlesidir: “Bana ne” ve “Sana ne?”

Doğru yerde ve zamanda kullanılmadıkları takdirde tıpkı bizimki gibi toplumlarda olduğu gibi insanı balçığın içine çeker.

Kavramlarla aram iyi olmadığı için örneklerle anlatayım size derdimi.

Örneğin, herhangi bir kişinin yemeği ile ilgili ne zaman “Bana ne?” diyeceğimizi gerçekten bilmiyoruz.

X kişisi ne yemiş?

Öncelikle kendinize sorun bakalım “Size ne?” o yemekten.

Yanıtı eğer bir mekânla ilgili bilgi almak, bir yemeğin yapılışını öğrenmek, değişik bir tat yakalayabilir miyim merakı ya da karşınızdakinin yiyecek bir lokma yemeği var mı yok mu şüphesi ise doğru soruyu doğru zamanda sormuşsunuzdur. Aksi takdirde sizi hiç ilgilendirmez.

Bir örnek daha verelim “Bana ne?” için.

Diyelim ki bir kadın anne olmak istemiyor, bir erkek tırnağına oje sürmek istiyor.

Sorun bakalım o güzel soruyu.

“BANA NE?”

Sizden, alışkanlıklarınızdan, toplumsal kültür kodlarınızdan, falanınızdan filanınızdan farklı birine “Neden?” sorusu sormadan önce, ister içinizden isterseniz yüksek sesle sorun bunu: “Bana ne?”

Bu sorunun yanıtı, eğer içinizde biraz bile zekâ kırıntısı varsa, “Böyle bir şeyi sormak benim haddime değil” olmalıdır.

Mesela ülkenin ekonomik sorunları ile mi yüz yüze geldiniz? Burada da sorun o soruyu, çünkü aslında tam da sormanız gereken yer burası.

Çocuklara mı musallat olmuşlar, sorun kendinize bu soruyu “Bundan bana ne?” deyin, birden bu soruna deli gibi çözüm bulmak istediğinizi göreceksiniz.

Ha bu hisse kapılmıyorsanız da sadece “kendi canı yanana kadar dünya yansa umurunda olmayanlardansanız” onu bilemem, çünkü sizi yargılayacak haddim olmadığını bilirim.

Bir de bu şahane sorunun kardeşi vardır, “Sana ne?”

Çoğumuz bu soru cümlesini kullanmaktan gerek terbiyemiz el vermediği için, gerekse yanıt vermeme hakkını kullanmayı utanç kaynağı falan gibi algıladığımız için kaçınırız.

Oysa insanı hakikaten özgürleştiren bir cümledir.

Niye evlenmedin, niye doğurmadın, niye karşı cinsinden değil de kendi cinsinden hoşlanıyorsun, niye namaz kılmıyorsun, niye namaz kılıyorsun, vesaire diye soran birine rahatlıkla söyleyebilirsiniz; Sana ne?

Bu şahane soru cümlelerini ve kullanım yerlerini daha çok sayarım ama hem yerim dar hem de haddimi bilirim.

Herkese haddini bilen insanlarla karşılaştıkları ve hiçbir mevki için bu yaşına kadar edindiği tüm değerlerin tam tersini ballandıra ballandıra savunanlara maruz kalmayacakları güzel bir hafta dilerim.