Bundan sonra ne olacak?

Geçen “Saylanmaz” başlıklı yazımda, arsa futbolunu İstanbul seçimlerine bağlamıştım. YSK’nın kararı şut atıldıktan sonra (kale direği yerine geçen) taşı içeri veya dışarı taşıyan seyircinin yaptığına benzedi.

Aynı zamanda biz bu kararı garip bir şekilde ilk önce MHP ve AKP temsilcilerinden öğrendik. Sadece bu bile nasıl bir demokrasi anlayışıyla yönetildiğimizi anlatıyor olmalı.

Araya kaynadı ama “Bak, senin adamın gol” diyo vakası yaşanmadı değil. AKP Milletvekili Mustafa Yeneroğlu Twitter hesabından, “Büyük hukukçu Ebu Hanife’nin ‘Mihraptan ve minberden hukukun sesini kısarsanız, Hz. Allah da sizin nefesinizi, iflâhınızı kısar’ ikazı her okuduğumuzda sarsılmamızı sağlıyorsa, hayırlı sahurlar dilerim…. aksi takdirde tuttuğumuz oruç bizi kurtarmayabilir…” mesajını paylaştı. Kimseye dinletemedi tabi.

Konuyu hukuksal olarak tartışanlar var. Gazetelerde veya televizyon kanallarında görmüşsünüzdür. Hiç inandırıcı değiller. Bu devrin muazzam propaganda aygıtının birer dişlisi onlar. Verilen metni ustaca oynayan aktörler gibiler. Oysa bilenler biliyor ve Murat Sevinç’in deyişiyle “Bu bir karar falan değil.”

Hakikati ise yüzlerce öğrenci yetiştirmiş bir Anayasa hocası, Prof Cem Eroğul söylüyor: “YSK, verdiği bu kararla, demokrasi tarihimizin en güçlü kalesini, en değerli kazanımını yıkmıştır.

Türkiye’de, klasik demokratik haklar içinde, halk, bir tek seçim dürüstlüğü için kitlesel bir mücadele vermiştir. 1946-1950 arasında, dört yıl boyunca halk, Demokrat Parti önderliğinde, meydanları yüz binlerle doldurmuş, ‘Reyimiz namusumuzdur’ diye haykırmıştır. YSK, 1950’de, CHP iktidarının da bu sese kulak vermesiyle kurulmuştur. Az gelişmiş bir ülkede, seçimlerin yalnızca denetiminin değil yönetiminin de yargıçlara bırakılmasıyla, tarihte ilk kez dürüst seçim güvencesi yaratılmıştır. Ülkemizde son 70 yılda, bütün olumsuzluklara karşın yine de dürüst seçim yapılabilmiş olması, bu büyük kazanım sayesinde olmuştur. Her şeye dokunan 12 Eylül bile, YSK’ya dokunamamıştır.

Ne acıdır ki, 6 Mayıs 2019 günü İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı seçimine ilişkin olarak verdiği kararla, YSK, demokrasi tarihimizin halk mücadelesiyle elde edilmiş bu en büyük kazanımını kendi eliyle yıkmıştır.

Bu ülkenin bir anayasacısı olarak üzüntüm sonsuzdur.”

Rusya’dan şöyle bir yorum geldi. Siyaset bilimci Timur Ahmetov: “Yüksek Seçim Kurulu’nun kararı, iktidarın baskıları neticesinde alındı. İtirazları değerlendirme süreci bile bir ay sürüncemede kaldı. Bu da seçim sonuçlarının sabote edilmesi için (yasalarda) boşluk arandığının göstergelerinden biriydi” (Kaynak: gazeteduvar)

“Bloomberg HD’de konuşan Marmara Capital Yönetim Kurulu Başkanı Haydar Acun’un değerlendirmesi sosyal medyada gündem oldu. “Anayasanın birinci maddesi değişsin. Bundan sonra AKP dışında hiçbir parti seçim kazanamaz yazılsın”

Bundan sonra ne olacak? Demokrasiden yana olanlar demokrasi içinde mücadele etmeye ve yarınlar için umutlu olmaya devam edecek. Çöken kurumları onarmak, rayından çıkan demokrasi tramvayını rayına oturtmak için çok ama çok çalışacak. Umutsuzluk yok. Mazeret de yok, mızmızlanma da…

Merak etmeyin: #herşeyçokgüzelolacak