RAMAZAN GELDİ

Hoş geldi. Recep, Şaban derken, on bir ayın Sultanı Ramazan-ı Şerife kavuştuk. Bu gibi mübarek gün ve aylar, günahların affedileceği, sevapların çoğaltılacağı, altın değerinde zamanlardır. İnsan ömründe kaç tane ramazan ayı var ki? Allah ibadetlerimizi kabul eylesin. Yıllardır anlatır dururuz. Ah, eski ramazanlar diye. Gerçekten de öyleydi. Bizim kuşak, Ramazan aylarını doya doya yaşadı. Ramazanla ilgili anlatacak o kadar çok hikâyelerimiz var ki? Ne yazık ki, yeni nesil bu güzel günlere yetişmedi. Daha doğrusu, bu güzel geleneklerimiz, günümüzde yaşanmaz oldu. Öyle bir hâl aldı ki Ramazanın geldiği belli değil. Ne yapalım? Her koyun kendi bacağından asılır. Sonuçta, herkes kendi hesabını verecek. Kimseye neden oruç tutmuyorsun ya da neden oruç tutuyorsun deme hakkımız yok. Ramazan ayının olmazsa olmazlarından, Ramazan Pidesi fiyatları açıklandı. Marketlerde, bakkal amcalarda, Ramazan iftariyelikler vitrine çıktı. Camilerimiz temizlendi. Minarelerimiz mahyalarla donatıldı. Tabiidir ki, bu mübarek ay içinde oruç tutmak, namaz kılmak, çeşitli ibadetler yapmak yetmez. Garibe, gurebaya, fakire yoksula, kimsesizlere sahip çıkıp yardım etmek gerekir. Peygamber efendimizin, “Komşusu aç iken tok yatan, bizden değildir” hadisini unutmamalıyız. Allah hayırlarınızı kabul eylesin. Ramazanınız mübarek olsun.

RAMAZAN FIKRALARI

Ateist bir adam, bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş. “Evrim ne güzellikler yaratıyor!” diye düşünüp mest oluyormuş. Birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamış. Adam bütün gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışta ayının daha yaklaşmış olduğunu fark ediyormuş. Dakikalarca süren bir kaçışın sonunda, adamın ayağı yerdeki dala takılmış, ayı adamın üzerine atlamış, pençesini kaldırmış. Tam vurmaya hazırlanırken adam ; “TANRIM” diye bağırmış. Bir anda zaman durmuş, ayı donmuş, ormandaki nehir bile akmaz olmuş. Bir anda orman kararmış ve gökyüzünden bir ışık huzmesi, adamın üzerine parlamış. Çok derinden gelen ilahi bir ses adama:

– “Yıllarca bana inanmadın, yaratılışı kozmik bir kazaya bağladın, sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymalıyım?” demiş. Adam utanç içinde:

– “Biliyorum bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem haksızlık ama belki ayıyı dindar yapabilirsiniz.” demiş. Ses: “Peki.” diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş. Nehir tekrar akmaya başlamış. Her şey eski haline dönmüş. Ayı pençesini indirmiş, iki pençesini de göğe doğru çevirmiş ve konuşmaya başlamış:

– “Allah’ım, senin rızan için oruç tuttum, senin rızkınla orucumu açıyorum, hamdolsun verdiğin nimetlere.”

Sağlıcakla kalınız.