İki ucu boklu değnek

Bugün ya da yarın YSK, İstanbul için kesin kararını açıklayacak. Beklenti bu yönde. YSK, İstanbul büyük Şehir Belediye Başkanlığı için devam da dese, yeniden seçim de dese, mutlaka bir ekonomik ve sosyal sarsıntı yaşanacak.

Siyaset, iyi analiz etme işidir. Siyaset, bin düşünüp bir konuşma sanatıdır. Siyaset, sabır edip, sonucu bekleme işidir. Siyaset, kendi ve parti çıkarlarını bir tarafa bırakıp, memleketin, halkın geleceğini, çıkarını düşünme işidir. Siyaset, keseden bol atarken, kendi keseni doldurmama işidir. Siyaset, akıl, vicdan, hak, hukuk ve ahlak işidir. Siyaset, söylemden çok bilim ve ilim işidir.

Şimdi YSK, İstanbul seçimlerini iptal ederse döviz fiyatları bu şekilde seyreder mi? Seçimin iptal edilmesinin ardından, yeniden bir seçim için Türkiye hazır mı? Seçime hazırlık sadece ekonomik ve sosyal olarak nitelendirilmemeli. Örneğin İstanbul’dan kaydını doğduğu topraklarda muhtarlık için kullanmaya gidenler, yeniden geri mi getirilecek? Eski ya da yeniden bir seçmen kayıtlarıyla mı yeni seçime gidilecek? Bunların tümü masanın üstündeki seçenekler.

Yetmedi; yeni yapılacak seçimi ya muhalefet, yani seçimi kazandığı kabul edilen Millet ittifakı boykot ederse. İstanbul seçimleri ile başlayan boykot Ankara’ya da yansırsa. Yani Meclis’e de girmez buradan da istifa ederlerse. (Zor bir ihtimal ama ya olursa) Türkiye’nin içte ve dışta siyasal, ekonomik durumu ne olacaktır? Benim meslek yaşantım boyunca tanık olduğum bir gerçek var. O da 2002 yılından buyana Sayın Devlet Bahçeli’nin istediği her seçimin gerçekten yapılmasıdır. İstanbul için de Sayın Bahçeli “Bu seçimler yenilenmeli” dedi.

Partili Cumhurbaşkanlığı başkanlık sistemine geçilmemiş olsaydı, AK Parti yüzde 40-45 ile en kötü gününde bile iktidarda kalırdı. Kalıyordu da. Şimdi ise yüzde 50 artı 1 sistemi yürürlüğe girdi. Türkiye ve yüzde 50 +1’i alanlar memnun mu bu sistemden? Nereden, kim çıkardı da bu sistemi, biz bu gün bu tartışmaları sürdürüp duruyoruz? Neyse.

Sayın Cumhurbaşkanımız her konuşmasında hedef olarak 2023’ü gösteriyor. Hâlâ da durum böyle. Geçtiğimiz günlerde kendisi de bizzat  “Artık 4- 4,5 yıl seçim yok” diyerek 2023 yılını işaret etti. Peki, şimdi kendimize soralım. İstanbul seçimleri iptal edilir de yeniden seçim yapılırsa, yukarıda sıraladığımız bir durum da karşımıza çıkarsa ne yapacağız? Ekonomi ortalığı kasıp kavurunca gerçekten 2023’de mi seçim olur, yoksa erken genel seçime gidilir mi?

İstanbul seçimleri yenilenir ve Sayın İmamoğlu kaybederse (ki öyle olacaktır) CHP’de sular durulur mu? Yoksa var olan Genel Başkanlık sorunu yeniden hortlatılır, gündemi bu oluşumlar mı meşgul eder? Onun adamı-benim adamım gözetmesiyle bazı il ve ilçeler ile beldelerde seçilen başkanların beceriksizliği mi konuşulur? İstanbul ve Ankara’yı alan iki ismin CHP kökenli olmadığı irdelenmeden zafer sarhoşluğuna giren CHP üst yönetimini bir daha ki seçimlerde halk benimser mi? Yoksa tam tersini yapıp yeniden oylar sağ merkeze mi geçer? 31 Mart yerel seçimlerinden sonra top hep muhalefetin gösterdiği sahalarda oynanmıştı.

Topun oynanacağı sahaları yeniden iktidar mı belirlemeye başlar? Yoksa bu kez tersi yaşanır, iktidarda olan hangi lider kendi koltuğunda rahat ve parti içi muhalefet görmeden oturabilir? İktidar içersinde var olduğu ileri sürülen “Pelikancılar ve diğerleri” diye isimlendirilen muhalefet, lidere bayram mı açar? Gündemden hiç düşmeyen yeni parti kurulacak iddiaları gerçek olup hayata mı geçer? O kadar çok soru var ki. Hangisine yanıt bulacağız bilmiyorum. Tek bildiğim neresinden tutarsan tut, çomağın iki yanı da b…

Bence tek gerçek var. İstanbul seçimi iptal edilir. Dolar 7, 75 seviyesine çıkar. Avro da 8 lirayı geçer. Sonrası mı? Düşünmek bile istemiyorum.

İyi haftalar.