KİM SUÇLU?

Soğan mı, soyan mı? Uyanık bazı soyguncular, vatandaşı soğan ile terbiye etmeye çalışıyorlar. Hatay’da 20 bin dekar alanda soğan hasadı yapılmış. Yaklaşık 100 bin ton ürün elde edilmesi bekleniyor. Ya fiyatı? İnanmayacaksınız ama üretici 1 ila 1,5 liraya elden çıkarıyor. Çarşı-pazar, markette ne kadar? 8 liradan başlıyor. Şimdi soruyoruz. Soğan mı, soyan mı suçlu? Bakınız Hataylı çiftçi neler söylüyor:

“Soğanı tarlada 1,5 liraya satabiliyoruz, Bizler değil, aracılar para kazanıyor. 1996 yılından sonra aralıksız olarak bu işle uğraşıyorum. Pamuk, buğday, soğan gibi bu tip ürünleri ekiyorum. Son birkaç yıldır bayağı sıkıntı çekiyoruz. İlaç konusunda olsun, mazot, gübre ve tohumların maliyetleri çok yükseldi. Şimdi haberleri izliyoruz, hallere gidiyoruz, pazarlara gidiyoruz. Soğana 5-7 lira, 8 lira fiyat çekiliyor. Biz bunu ürettiğimizde, bizler tarlada bu ürünü 1-1,5 liraya ancak verebiliyoruz. Çiftçi para kazanıyor diyorlar ama çiftçi hiçbir şekilde para kazanamıyor, hep aradaki aracılar parayı kazanıyor. Soğanın tohumunu 9,5 liraya Bursa’dan getiriyoruz. 1 tonuna 10 bin liraya yakın para veriyoruz. 20 dönümü yetiştirene kadar, bize maliyeti 30-40 bin lira oluyor. Bunu 1,5 liraya sattığımızda ancak kafa kafaya çıkabiliyoruz ya da çıkamıyoruz.

KAZANAN ARACI

Bu ürünlerde kazananlar sadece aracılar, çiftçi kazanamıyor, çiftçi sıkıntılı. Aradaki komisyoncular, tüccarlar, parayı kazanan hep bunlar. Soğanları pazarlayacak yerleri olmadığını, haziran ayı sonunda yol kenarlarında file şeklinde satabildiklerini belirten üretici; “Haziran ayının sonunda gelin görürsünüz. Biz bu soğanları karayolu kenarına indiririz. Pazarlayacak yerimiz de yok. Biz bunu çuval, çuval file şeklinde kiloyla satıyoruz. Yola indirdiğimiz zaman gelin, biz bunun kilosunu 1,5 liraya dahi zor vereceğiz. Bizden mal çıkıp gittiği zaman altın pahasına gidiyor ama çiftçinin elindeyken mal bir şekilde bunu öldürüyorlar. Nasıl yapıyorlar, kim yapıyor bilemiyorum ama çiftçinin elinden çıktıktan sonra bir dünya para ediyor. Çiftçi para kazanamıyor kardeşim” diye konuştu. Anlayacağınız, oyun içinde oyun var. Ne yapmak gerek? Onu da sayın büyüklerimiz, bizi yönetenler düşünsün, öyle değil mi?

GÜLMECE

Soğan konusundan sonra, gözleriniz yaşardı, değil mi? Hadi öyleyse biraz tebessüm ettirelim.

Vakti zamanında Rumeli’de kurnaz bir bey (toprak ağası), yanında çalıştırdığı çobanları sömürmek için bir hile geliştirmiş. Yanında çalıştırdığı çobanlara bir yıl boyunca çalışmalarının karşılığında, sürüsündeki koyunlardan sırtlayıp ağıl duvarından dışarı atabildikleri kadarını, onlara vermeyi vaat etmiş. Ancak çobanlara bütün bir kış boyunca, taze soğanla ekmekten başka bir şey vermezmiş. Yılın sonunda takatten düşen çobanlar da ancak bir kaç koyunu ağıl dışına attıktan sonra güçten kesilirmiş. Günün birinde, taze sarımsağın güce güç kattığını fark eden bir çoban, beyden bir yıl boyunca sarımsak vermesini istemiş. Sarımsak ile soğanın farkını önemsemeyen bey de bu teklifi kabul etmiş.

O sarımsak ki, çobanı koca kış boyunca hastalıklardan koruyup, ona güç ve enerji vermiş. Nihayet, yılsonu dolup da hakkını almak için kolları sıvadığında gücünden bir şey kaybetmeyen akıllı çoban, sahip olduğu güç ile beyin bütün koyunlarını ağılın dışına atmış.

Sonra da beyine (toprak ağasına) dönüp “SARIMSAKLA SOĞANI KARIŞTIRIRSAN BAŞINA GELEN BU OLUR” demiş.

Sağlıcakla kalınız.

 



WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com