Yiyeceklerle duygusal bağ değil ; sağlıklı bir ilişki kurun!

Belli bir besine karşı düşkün olma,aşerme hali yaşıyorsanız,yemediğiniz zaman kendinizi yoksun hissediyorsanız,yediğinizde mutlu oluyorsanız ve daha çok ve daha çok yemek istiyorsanız ve

eğer fazla yemek yedikten sonra kendinizi yorgun ya da çok yağ tükettikten sonra hasta hissediyorsanız; bu beslenmenizde bir şeyleri değiştirme vaktinin geldiği anlamına gelir…

Besin gruplarını hangi sıklıkla yediğinizi değerlendirin.Bir grubu beslenmede çok sık tüketmeye başladıysanız vücudunuza kulak verin. Vücudun tam olarak işlev görmesi için neyin gerekli ya da yetersiz olduğunu vücudumuz zaten bize bildirir.

Yemek güzel bir şeydir. İnsan bedeni için sağladığı tüm faydalarının gözardı edilmemesi gerekir.  Hipokrat’ın ünlü “Yiyecekler ilacınız olsun” sözünü yaşamımız boyunca unutmamalıyız. Yiyecekler canlıları sağlıklı tutabilir, hastalıklarla mücadele etmelerine  yardımcı olabilir..

Beslenme bilginiz, beslenme kültürünüz,geleneksel beslenme tarzınız,damak tadınız konularında siz de kendinizi sorgulayın.

Yiyeceklerle sağlıklı bir ilişki içinde olan insanların beslenme rutinlerini inceleyin. Bu kişilerin gıdayla olan ilişkileri yapıcıdır. Kilo aralıkları standarttır ,öğünleri düzenlidir.Yalnızca acıktıkları için yemek yerler ve doygunluk oluştuğunda en ufak bir miktar yiyecek tüketmezler.

Yiyecekle olan ilişkimiz hayatımızın her evresinde zordur. Alkol , uyuşturucu bağımlılığı gibi yiyecekle olan bağı da sonlandırmak oldukça zordur.

Gıda yaşamımız için vazgeçilmezdir,temel ihtiyaçtır. Ancak yedikleriniz sizi hasta ediyorsa,alerjik reaksiyon veriyorsa  farklı bir yaklaşım geliştirmelisiniz.Genetik özellikleriniz,beslenme kültürünüz  çocukluğunuzdan gelen ,yiyeceklerle tanışma hikayenizden ,tatlara karşı duyarlılığınız ve yemek yemeye /yememeye yönlendiren aile yapınız bu süreci etkiler.

Sağlıklı pişirme şekillerini tercih etmek,çeşitli beslenmek,sürdürülebilir olmak,sağlıklı gıdaya ulaşmak hedefiniz olsun.