Caretta Hikâyesi II – SBGH A.Ş.

Sen öyle değilsin. Enkazın altından bir bütün olarak çıksan bile yeni bir enkazdan fazlası değilsin. Hatta ve hatta sen;  iyi, ahlaklı ya da vicdanlı bile değilsin. Günlük hayatında işlerin yolunda gitsin diye öyle davranmaya başlamışsın. Yapışmış üzerine. Öyle ustalaşmışsın ki bu rol kesme meselesinde kendin bile ayırt edemez olmuşsun. Gerçek sen, olmaya çalıştığın sen ile yer değiştirmiş.

Belli ki kendini dinleme kısmında küçük bir problemin var olmuş hayatın boyunca. Hani şu caretta hikayesini anlatan adamı dinlerken kalbin hızlı hızlı attı ya…

Buket   : Evet.
Talaş   : Hah sen onu aşk sandın. Oysa ki insanın kalbi korktuğunda da hızlı hızlı atar.
Buket   : Tamam da insan ona hikaye anlatan birisinden neden korksun ki?
Talaş   : Ondan korkmaz insan. Kendisinden korkar. Yumurtadan çıkıp başka yöne doğru gittiğini görmekten korkar. Aslında korkmasa. Durup düşünse yolunu değiştirse ne güzel olur ama…
Buket   : Hmm. Denize gittiğini sanar…
Talaş   : Evet.
Buket   : Sen denize doğru mu gidiyorsun?
Talaş   : Hayır. Yani bilmiyorum. Bir süre sonra denizi göremezsem -yüksek ihtimalle- yanlış yöne gittiğimi düşünüp yolumu değiştiririm.
Buket   : Av olursun.
Talaş   : Deniz özlemim gerçekleri görmemi engelliyorsa eğer daha iyi olmaz mı?
Buket   : Öyle tabi. Tamam ben şimdi anladım senin söylemek istediğini. Aslına bakarsan mantıksız da gelmedi. Olabilir yani. Bakış açını anlamaya yönelik bir soru sormak istiyorum.
Talaş   : Sor tabi Buketciğim. O kadar yargıda bulundum senle ilgili istediğin kadar sor.
Buket   : İnsanları neye göre yargılıyorsun? Ya gözden kaçırdığın bir şeyler varsa? Ya o enkaz dediğin doğal afet sonucu oluşmamışsa? Aslına bakarsan her yaşamı kendi içerisinde değerlendirmek çok daha doğru olur diye düşünüyorum. Yani Talaş ne biliyim her yer beton doldu bundan nefret ediyorum bu yüzden gidip Yeşil Dünya derneğine katılıyorum. Farkındayım biraz dandik tınıyor ama elimden başka bir şey gelmiyor. Gerçekten bütün hayatımı var oluşu anlamaya, kendimi terbiye etmeye ayırarak mı geçirmeliyim emin değilim. Yani bu süreçte olan bitenlere yaşamak deniyor zaten. Yani benim de doğam var ama o doğam yüz yıllarca tahrip edilmiş. Senin doğan artık bu denmiş. Böyle bir durumda doğamızın bu olmadığını fark ediyor olmamız ondan vazgeçip gerçek doğamıza ışık hızıyla dönebileceğimiz anlamına gelmiyor sanki….
Talaş   : Doğru söylüyorsun Buketciğim. Neyse mesele o işte. Dün Tunç’la da buna benzer bir konu üzerine konuşmuştuk demiştim ya buna benzer bir şeylerdi işte.