Caretta Hikâyesi – SBGH A.Ş.

Samimi olmayan bir şeyler var sende.

Doğruyu yaptığın zamanlarda bile insanı iten bir tarafın var.

Belki bir çaba seninki. Enkazın altından çıkma çabası…

Doğrusunu söylemek gerekirse; bu çabanın, -bir bakışta- takdir edilesi bir yönü var. Bu çaba bana; yumurtalarından çıkıp denize doğru -av olmadan- gitmeye çalışan caretta carettaları anımsatıyor, izliyorum bir süre…

Zaman geçiyor.

Bu çabaya yönelttiğim bakışım; üstün körü bir bakış olmaktan çıkıp dikkatli bir bakışa dönüşüyor. Sonrasında bazı gariplikler gözüme batıyor..

Mesela burada, caretta carettaların denize gitmeye çalıştığı yerde, sen yoksun.

Acaba diyorum başka bir şekle mi büründü burda. Tek tek incelemeye başlıyorum.

Sen caretta caretta değilsin, onları yemeye çalışan martılar da değilsin, deniz de değilsin, kum da değilsin… Bakıyorum, daha dikkatli bakıyorum, orada değilsin. Hiç olmamışsın.

Yumurtadan çıkar çıkmaz denize gitme serüvenini hiç görememişsin. Bu duruma -gerçekten- kanlı canlı tanıklık etmemişsin. Fakat bu hikayede seni çeken bir şey olmuş. Yaşamadığın bu hikayeyi duyar duymaz bir şey hissetmişsin. Kalbin hızlı hızlı atmaya başlamış.

Seni heyecanlandıran şey, hikayeyi anlatana doğrultulan hayran bakışlar diye düşünüyorum. Hatta, belki de, bu hayran bakışlardan birinin sahibi bizzat sensin. ‘’Ahh bu hikayeyi anlatan gibi olabilsen? Ahh bu hayranlık dolu bakışlar sana da atılabilse…‘’

Dikkatli dikkatli dinlemeye devam ediyorsun. O nun ağzından çıkan her şeyi bir kenara not ediyorsun. Biliyorsun!  Onun gibi olmak için onu iyi anlaman lazım….

Fakat gözden kaçırdığın bir nokta var…

Caretta caretta’nın yaşama doğru gidişini anlatan bu insanın, yumurtasından nasıl çıktığını, yönünü nasıl bulduğunu, denize giderken hangi zorluklarla karşılaştığını bilmiyorsun. Tek amacın denize girmek. Yürümeden. Çabalamadan. Öncesini yaşamadan.

Caretta hikayesinin en önemli kısmı yumurtadan çıkış ile denize gidiş arasındaki kısımdır. Bu süre carettaların hayatta kalıp kalmayacağı ile ilgili belirleyicidir. Bunu, senin enkazın altından çıkma çabana çok benzetiyorum. Bir başka deyişle senin denize duyduğun özlem…

Senin denize duyduğun özlem carettanın yaşama duyduğu özlemle aynı evreleri geçiyor olmasına rağmen birbirinden oldukça farklı. Carettanın özlemi; şımarık, kendini beğenmiş ya da dediğim dedik duygulardan beslenmiyor. Hatta carettanın meselesi özlemle tanımlanabilecek bir şey bile değil. Eğilimi bu, başka bir yöntem bilmiyor. Carettanın başka şansı yok.

Devamı yarın