Tahakkümün dile yansımaları

Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük’te Arapça kökenli tahakküm kelimesinin karşılığı “Baskı, zorbalık, hükmetme” olarak yer alıyor.

Gündelik yaşamda pek çoğumuz farkında dahi olmadan kullandığımız kelimeler, cümleyi kuruş biçimimiz ve hatta ses tonumuz ile dahi tahakkümü içselleştirdiğimizin farkında olmadan iletişim kuruyoruz.

Gerek sözlü, gerekse yazılı iletişimimizde emir kipleri havada uçuşuyor. Zaten gergin olan sinirler, içinde bulunulan durumun insanların tahammül sınırlarının çoktan aşılmasıyla beraber işin içine giren tahakküm yüklü iletişim diliyle birlikte ayyuka çıkıp, tüm tarafları mağdur eder hâle geliyor.

İnsanlarla ne kadar yüksek sesle konuşursanız ya da emir kipine ne kadar çok yer verirseniz sizi haklı bulacaklar ve “Haaa tamam, bu insan bağırıyor demek ki haklı” demeyecek. Veyahut aniden bir sizin tüm isteklerinizi yerine getirmek için yeryüzünde bulundukları gibi bir sanrıya kapılmayacaklar.

Önce herkes kendi içine dönüp şöyle sorsa daha iyi değil mi: “Ben kimim ki insanlara ne yapmaları gerektiğini, ne düşüneceklerini ya da nasıl düşüneceklerini söyleme hakkını kendimde buluyorum. Söylediğim şey faydalı mı, konuşmamı hangi şekilde yaparsam insanları rencide etmeden ya da onlar üzerinde baskı oluşturmadan görüşlerimi aktarabilirim?”

Palas pandıras, kendine hiç dokunmadan yaşayıp gitmek kendinizi de ziyan etmek olacağından; başkalarının hayatları yerine kendi hayatımıza yapacağımız ufak tefek müdahalelerle, şikâyet ettiğimiz şeye dönüşmeden yaşam yolculuğunu sürdürebiliriz.

Hadi kapanışı Hacı Bektaş Veli’yle yapalım:

“Eline, beline, diline sahip ol”