Oy ver kurtul! – SBGH A.Ş.

“Keşke metin yazarı olmasaydım!” dediğim bir gün daha…

Belediye seçimleri bitmişti. Bu süreçte danışman kadrosunda metin yazarı olarak bulunduğum aday seçimleri kazanmıştı. Aslına bakarsanız bu uzunca bir süre -en azından diğer seçimlere kadar- işsiz kalmayacağım ve dolgun bir maaşa sahip olacağım anlamına geliyordu. Gelin görün ki siyasi oyunları yürütme işi her ne kadar başarıyla yapsam da keyif aldığım bir iş değildir… Yine de seçimden sonra onlarca tebrik telefonu aldığımda ruhumun okşandığını hissetmiştim.

Seçimler biter bitmez ilk arayanlardan birisi Tunç olmuştu, sonra Erdem… Tabi bunlar -sadece- benim yakın çevremde olan insanlar. Süreç boyunca tanıştığım onlarca insanın tebrik mesajları ve kutlama konuşmalarıyla 4-5 saat uğraştığımı hatırlıyorum.

Dırırırırı.

Talaş  : Efendim Tunç.
Tunç   : Başganım nasılsın başganım! Hahaha.
Talaş  : Ahaha zevzekleşme!
Tunç   : Nerdesin?
Talaş  : Belediye binasının önündeyim. Başkan birazdan konuşma yapıcak.
Tunç   : Aaa iyi ben de geliyorum. Çıkışta işin yoksa kahve falan içelim.
Talaş  : Söz veremiyorum ama işim olmazsa içeriz.
Tun     : Öptüm başkanım.
Talaş  : Ben de öptüm teba!

Bu ve buna benzer zevzeklikler arkadaş ortamlarımın yeni malzemesiydi…

Mikrofonun kontrol edildiğini duydum. Hemen tabletimi açtım. Bir yandan telefonla görüntü kaydedip bir yandan notlar alacaktım. Başkan yavaş yavaş kürsüye geldi. Heyecanlı olduğu her halinden belliydi. İçimi bir endişe kapladı. Henüz birkaç saat önce ona uzattığım metin kağıdını eliyle kibarca itti. “Talaşcığım” dedi. “Bugün mutlu günümüz. Emeklerimizin karşılığını aldık. Bugün mümkün mertebe içimden geldiği gibi konuşmak istiyorum…” “Peki” dedim. “Başkanım!” “Siz bilirsiniz…”