Erdiboy – SBGH A.Ş.

Erdem : Öfff.. İyi tamam hadi geliyorum. Siz bana oturduğunuz yerin konumunu atın.

Bir süre koltukta boş boş oturmaya devam ettim. Sonra kendimi gaza getirip “hadi bakalım” diye bir çırpıda ayağa kalktım. Hızlıca hazırlandım.

Dııttt. Dııt.

Tunç konum atmıştı. Yürüme mesafesi denebilecek bir yer olduğu için yürümeye karar verdim. Vücudumu ısıtan güneşin tadını çıkara çıkara yürüdüm.

Tunç    : Oooo kankaaaaam. Hoş geldin.
Erdem : Hoş bulduk lan.
Tunç    : Tanıştırayım. Mehtap, Sonay. Bu da Erdem.
Mehtap : Selam.
Sonay : Selam.
Erdem : Selam kadınlar nasılsınız.
Sonay : İyidir adam seni sormalı.
Erdem : Parça pinçik.
Sonay : Aaa neden?
Mehtap : Olum neşelidir diye çağırdığın insana bak ya!
Erdem : Lan soytarımıyım ben. Neşelidir diye çağırmak ne?
Tunç    : Olum ne alakası var. Ne güzel geyik çeviririz falan diye işte. Alalal. Defol git beğenmediysen.
Erdem : Kes sesini.
Sonay : Eee cevap bekliyorum.
Erdem : Neye?
Sonay : Parça kauçuk demedin mi?
Tunç    : Parça ponçik dedi.
Erdem : Sussana oğlum! Hahaha. Pinçik dedim.
Sonay : Hah işte o. Niye ne oldu kuzum?
Erdem : Yok bir şey yaa.. Baş başa konuşuruz sonra.
Mehtap : Oooo Erdem’e bak.
Tunç    : Hızlı çocuktur.
Sonay : Hahaha. Olur ama, konuşuruz..
Tunç    : Oooo yeni bir aşk mı doğuyor.
Erdem : Sanmam.
Sonay  : Ayy ben sana ölüyordum salak. Geyik yapıyoruz burda!

Kalktım. İyi günler dedim. Yürümeye başladım. Arkamdan Tunç’un sesini duyuyordum. “oğlum nereye lan?” dönüp bakmadım bile. “Orda olmak istemiyordum. Belki bir süre Tunç’la görüşmesem iyi olur diye düşündüm. Yani tamam sonuçta ben de hayatı müthiş bir ciddiyetle yaşamıyorum fakat hayatı sürekli tiye almak, insanların değer verdiği her şey ile ölümüne alay etmek nereye kadar? Belki bir süre kafamı dinlemem daha iyi olacaktır…”

Bir sigara yaktım. Tam bir fırt çekmiştim ki koluma birisi girdi.

Tunç    : Beni terk ediyorsun demek?
Erdem : Yalnız bırak beni.
Tunç    : Hayır.
Erdem : Olum kafam kaldırmadı kalktım. Büyütecek bir şey yok hadi git. Kızlara özürlerimi falan ilet.
Tunç    : Yok dönmeyeceğim geri. Git kendin ilet çok istiyorsan. Niye tribe girdin lan?

Durdum Tunç’a doğru döndüm.

Erdem : Sıkıldım olum sıkıldım. Bir çok şeyden sıkıldım. Sürekli geyik çevirmekten sıkıldım, Samimi olmayan bir sürü insan ile aynı masaların müptelası olmaktan sıkıldım. Beni -sürekli- değer vermemeyi maharet gibi gören insanlarla tanıştırıp durmandan sıkıldım. Bu insanlarla kurduğun “beni ilgilendirmez” tipi dostluk anlayışını Talaş’a ve bana yöneltmenden sıkıldım.

Bir süre sessizce durdum.

Erdem : Aslına bakarsan sıkılmadım! Öfkelendim. Evet evet hissettiğim şey tam olarak öfke. Farkında mısın bilmem ama bize bu insanlara davrandığın gibi davranmaya başladın. Hiç gerek yokken “ben kafama göre yaşarım”  triplerini bize de uyguluyorsun. Tunçcuğum yeni tanıştığın kızlarda bu davranışların prim yapabilir ama bize yaptığında kırıcı oluyorsun ve bunun farkına varmadığın için öfkeliyim. Kendi değerini kendi elleriyle hırpalamış insanlarla vakit geçirmeye devam edersen sana uzaktan baktığımda onların mı yoksa senin mi değersiz olduğunu ayırt etmekte zorlanacağım. Görüşürüz hadi.