Cinnet III – SBGH A.Ş.

Masamın üstünde duran cam vazoyu aldım. Yavaşça kapıya doğru yürüdüm. Kilidi sakince çevirdim. Kapının arkasında birisinin olmadığını hissediyordum. Kapıyı yavaşça açtım, koridora doğru kafamı uzattım. Koridorun sonuna baktım bir karartı gördüm. Kapıya doğru yürüyordu. Parmak uçlarıma basarak duvar kenarından ona doğru yürümeye başladım. Muhtemelen kapıyı açar açmaz Tunç’a saldıracaktı. O Tunç’a saldırmadan benim ona arkadan saldırmam gerekiyordu. Kapı koluna bastığını duydum. Kapıyı yavaşça açtı. Bu sırada olan gücümle koşup vazoyu kafasına geçirdim.

Harekete duyarlı apartman ışığı ortalığı aydınlattığında Tunç’u gördüm.

Tunç    : Erdem!!!!
Talaş  : Ne Erdemi!!!
Tunç    : Işığı açar mısın Talaş?

Işığı açtım.

Tunç    : Erdem. Erdem!!!! İyi misin? Kendine gel oğlum.
Talaş  : Nasıl olur?
Erdem: Ahhhh. Ahhhh.

Tunç Erdem’i kaldırıp salona götürdü.

Tunç   : Talaş bez getir… Buz getir… Kafası kanıyo acele et…

Doğruca banyoya gittim. Banyo dolabında tuttuğum ilk yardım malzemelerini alıp odaya döndüm.

Erdem : Ahhh. Yavaş…
Tunç    : Pardon kanka.
Erdem : Ne oldu bana?
Tunç  : Bir bilsem…

Tunç sargı bezini yapıştırdıktan sonra ayağa kalktı. “Hemen söyleyin bana. Burda ne oluyor!!!!”

Erdem : Ahhh. Olum ne diyosun? Anlamıyorum hiçbir şey!
Tunç    : Talaş!!! Evde yabancı var demiştin!
Talaş  : Erdem ne arıyordun burda?
Erdem  : Anlamadım?
Talaş  : Evime neden girdin!!
Erdem : Talaşcığım iyi misin? Tunç gittikten sonra ben bir süre daha oturdum senle. Sonra sen bana pek iyi değilim burada kal dedin. Ben de sana 1-2 saatlik bir işim var onları halledip geleyim dedim. Sonra sen bana anahtarını verdin. Ben geldiğimde odana baktım uyuyordun. Sonra ben de salondaki koltuğa uzandım. Orada uyuyakalmışım. Üşüdüm sonra o sıra kalktım. Tuvalete gideyim dedim…