Sandığa giderken…

Çanakkale.

Ayhan Gider, AKP’nin şimdiye kadar gösterdiği adaylar içinde Çanakkale için belki de en yüksek profilli aday.

Milletvekilliğine tekrar aday olmaması, belediye başkanlığı için aday adayı olmaması, yarışın başında kendisi için bir dezavantaj oluşturdu. Rakipleri de bunu kullandı. Göreve zorunlu olarak “tayin edildiği” inancı pekişti.

Kendi isteğiyle aday olmadı ama verilen göreve adapte olarak iyi bir kampanya süreci geçirdiğini gördüm.

Teşbihte hata olmaz; Mansur Yavaş örneğinde olduğu gibi, CHP’nin adayı olsaydı kimse hayır demezdi mesela… İyi Parti’nin CHP’ye desteğiyle Ayhan Gider’in seçimi alması zor gözüküyor. Çanakkale’nin barış dilini kullanması farkın açılmasını engeller diye düşünüyorum.

Ayhan Gider’in bir handikabının da Cumhurbaşkanı/AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim kampanyasını kendi üslubunca yürütmesi, Beka sorununu ön plana çıkarması olduğunu söyleyebilirim. Tabii bu durum, diğer şehirlerde de geçerli. Adaydan çok Cumhurbaşkanını görüyor seçmen. Yerel seçimden çıktık, genel seçim atmosferine girdik bir nevi…

Elbette bunun sonuçları olacak. Cumhurbaşkanlığı/Başkanlık seçimleri için %50+1 gerekiyor ama yerelde böyle bir zorunluluk yok. Çoğu yerde, Sayın Cumhurbaşkanının durumu böyle görmesi muhalefet cephesinin elini güçlendiriyor. Yereldeki kimi adayların üstünde dolaşıyor Cumhurbaşkanı.

Hal böyle olunca oylanan demokrasi oluyor, insan hakları oluyor, Şule Çet’e ne oldu? diyoruz, Eynesil’de 11 yaşındaki Rabia Naz’a ne oldu, kızının ölümünü soruşturan babası Şaban Vatan niye akıl hastanesine gönderilmek isteniyor? diyoruz…

Ağır toplumsal şüphe altında ve gölgelerde ilerleyen bu iki hadise, toplumsal vicdanı ve adalet duygusunu derinden sarsıyor. Oyladığımız kentin geleceği değil, ülke geleceği oluyor haliyle. Daha çok demokrasi, hak-hukuk-adalet diyenler, torpil değil, liyakat diyenler, Atatürk’e saygısızlık yapılmasın diyenler, Cumhuriyet değerleri diyenler…

Ülgür Gökhan, Çanakkale’nin görmediği zaman rahatsız olacağı bir belediye başkanı bence. Varlığı her türlü “proce”nin önünde yer alıyor. Adeta kentimizin bir simgesine dönüşmüş durumda. Oylanan bir yaşam biçimi olacak.

Rakiplerinin şu soruya cevap vermeleri gerekiyor: “Kentinizin belediye başkanı, stadyumdaki 18 Mart törenlerinde kentin dışından otobüslerle getirilen partililere yuhalatılırken, sövdürülürken neler hissettiniz? Yaşanan bu hadiseyi onaylıyor musunuz? Kentinizi temsil eden belediye başkanına, ‘18 Mart’ta konuşmayacak’ denilip yasak konulduğunda tavrınız ne oldu?”

Mesele 3D çizilmiş hayali projelerle gözümüzü boyamaya çalışan,

beton / asfalt / rant üçlüsüdür. Kentin onuru değil. Rant işinde onur yoktur.

Çanakkale, kentinin onuruna barışçıl bir yaklaşımla sahip çıkacaktır. Kimsenin kuşkusu yok. Çanakkale’de iyi ki Ülgür Gökhan var! Diyorum.

Eceabat

Geçen Ekim ve Kasım aylarında CHP, AKP-MHP ve İyi Parti’yi konu alan 3 adet yazı yazmıştım. Geçen sürede adaylar belli oldu ve yarış başladı.

Son günlerin yabancısıyım. Güvendiğim dostlarla bir istişare yaptım. Şu verilere ulaştım. Kişisel gözlemim değildir.

Bu seçime yıllardır hazırlandığı anlaşılan CHP adayı, hızlı bir giriş yapmış. Nefesi kesilmeden devam etmiş. Siyaseten yapılması gereken her şeyi santim ve milim hesabıyla yapan bu arkadaşın matematik zekâsı kimilerini ürkütmüş açıkçası.

“Sanki şimdiki belediye başkanının geçmişini görüyoruz.” diyormuş bazı tecrübeli yöre sakinleri. Belediye meclisinde bile ailelere göre ince hesaplar yapmış. Ancak, insanların çekince koyduğu bir iki aday varmış meclisinde. Yumuşak karnı burasıymış söylenenlere göre. Yoksa iyi gidiyormuş. Kazanma ihtimali olan iki adaydan biri diyorlar.

Diğer aday ise İyi Partidenmiş. Partililer kesin konuşmuyormuş. “Az da olsa öndeyiz” diyormuş. Dozunu giderek artıran sakin bir kampanya yapmışlar. Burada evlerde kim konuşuluyor ona bakılır diyorlar. Meclisi, listesi beğeniliyormuş.

Herkes, CHP oylarının bir kısmını mevcut belediye başkanına kaptırır derken, genç ve cevval CHP adayının oylarına sahip çıkması ve çok çalışması neticesinde işler tersine dönmüş. CHP beklenirken, AKP’de kan kaybı yaşanıyormuş.

AKP’nin bir kısmı İyi Parti’ye, bir kısmı CHP’ye dönmüş yüzünü. Mevcut belediye başkanı tecrübeye oy isterken, imar revize planı konusunda mağdur olanlardan bir hayli bir küskün yaratmış meğerse… Unutmamışlar.

Diğer ilçeleri bilmiyorum ama Eceabat son 3 yerel seçimdir cıvıl cıvıl bir atmosfer sergiliyor. Kendine has dinamikleri olan bu şirin kasabada, bir bakarsınız önde görünen ikinci, sonda görünen birinci oluverir.

Ne demiştim eski yazılarımda; üç hakim rüzgarı vardır Eceabat’ın. Poyraz, Lodos ve Karayel. Limandaki tekneleri Karayel batırır. İyi bağlamak gerektir.

Ne olursa olsun, biliyoruz ki, herkes layık olduğunca yönetilir. Bu seçimlerin herkese hayır getirmesi dileğiyle…



WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com