Heavy Metal

Black Sabbath ile başlayan serüven etkisi -hala- gezegeni etkilemeye ve metal kafaları peşinden sürüklemeye devam ediyor.
Peki, bu nasıl oluyor? Karşınızda; milyonların hayatına dokunabilmeyi başarmış bir akım. Birminghamlı işçilerin dünyaya armağanı. Deriler, çivili bileklikler ve cızırtılı gitarlar…
Heavy Metal. Hayatımda ilk defa Slayer dinlediğim günü hatırlıyorum. Bir çok Slayer dinleyen insan gibi “Angel of Death” dinlemiştim. Bilgisayarın önünde ağzımın açık kaldığımı hatırlıyorum. Kendime kendime “oha lan” gibilerinden söylenmiştim. İlizyonun etkisiyle haftalarca dinlediğimi hatırlıyorum bu şarkıyı. Etkilenmiştim. Sonrasında ardı arkası kesilmedi yeni albümler bulmaya, yeni gruplar keşfetmeye başladım.
Black Sabbath, Judas Priest, Iron Maiden, Scorpions, Accept… Hissettiğim protest duygular bu grupların her birinde vardı. Heavy Metal’in sertliğinin “daha bol disstortion” veya “daha hızlı şarkılar” dan gelmediği belliydi. Heavy Metal bir ruhtu. Bu ruhu hem Kreator’un hızlı şarkılarında hem de U.D.O.’nun balatlarında bulabiliyordum. Peki nedir bu adamların bahsettikleri? Bu sert metal kafaların içinde bir çocuk olduğunu düşünmüşümdür hep.
Bir çok “piyasa” müzikte denk gelebileceğiniz dönemsel sıkıntılara değinmezler. İdealist ve asi bir tarafları vardır. Bir bakmışsınız kafayı tanrıya takmışlar, bir bakmışsınız kardeşlik meselesine takılmışlar. Bir bakmışsınız olmayan canavarlardan, orta dünya büyücülerinden bahsediyorlar. Kolay kolay kestiremezsiniz yani… Ben bu işi merak ettim!
Basit bir google araması ile Heavy Metal üzerine birçok kaynağa, belgesele denk gelebilirsiniz. Çok yüksek ihtimalle türlü türlü karalamalara da denk geleceksinizdir fakat bunlara kulak asmadan önce dinlemenizi ve anlamaya çalışmanızı tavsiye ederim.
Öneri
Judas Priest – Bloodstone