SULTAN SÜLEYMAN

Hz. Peygamber efendimiz (S.A.S) zamanından Osmanlı Devleti’nin nihayetine kadar, padişahından halkına herkesin mesleğinin dışında, ayrı bir mesleği bulunurdu. Ne zaman boş vakitleri olsa, o meslekle nefislerini meşgul ederlerdi. Bilirlerdi ki, nefsini meşgul etmeyen kişiyi, nefsi zararlı şeylerle meşgul ederdi.

Kanuni Sultan Süleyman, devlet işlerinden arta kalan vakitte Topkapı Sarayı’nın bahçesinde, ağaç yetiştirmekle meşgul olurdu. Bir gün, yetiştirdiği meyve ağaçlarını karıncaların sardığını gördü. Ağaçlara zarar veren karıncaların itlaf edilmesini ve karıncaların bürüdüğü ağacın kesilip kesilmemesi hususunu bir tezkere ile Şeyhülislâm Ebussuud Efendi’ye sordu. Hem de öyle şairâne bir dil ile sordu ki;

Dırahta ger ziyan etse karınca

Günâhı var mıdır ânı kırınca?

(Eğer karınca ağaca zarar veriyor, onu kurutuyorsa; karıncayı yok etmenin bir günahı var mıdır?)

Ebussuud Efendi, zamanın şeyhülislâmıdır. Kanuni’ye hoş görünmek için “Karıncanın ölmesinden ne olur padişahım” diyebilirdi, fakat o, ince bir nükteyle bakın ne diyor, bu da sanatkâr bir padişaha sıradan bir cevap değildir:

Yarın Hakk’ın divanına varınca

Süleyman’dan hakkın alır karınca.

EBUSAİD EFENDİ

Ulemadan Şeyh Ebusaid Efendi bir temizlik hastası idi. Ayrıca ilminden dolayı pek mağrur olan bu zat, aynı zaman da bekârdı. Ona göre kadınlar nefsi kirleten insanlardı. Ebusaid Efendi, kimseye elini sürmez, sürdürmezdi. Evinde hamamı daima yanar, her yanı günde dokuz defa yıkanır, temizlenirdi. Ebusaid Efendi’nin bu durumunu Sadrazam Semiz Ali Paşa, Kanuni’ye aktardığında padişah: “O gelmez hünkârım. Saraya gelince teşrifat icabı koltuklanacak, huzurunuzda saçak öpecek, o bunları yapamaz” diye cevap verdi. Padişah, Şeyh Ebusaid Efendi’yi görmek için, bütün teşrifatı kaldırdı. Neticede Şeyh Ebusaid Efendi padişahın huzuruna alınınca, Kanuni kendisine: – “Allah sizden razı olsun, gençleri ilminizin feyzi ile nurlandırıyorsunuz” dedikten sonra, Semiz Ali Paşa’ya dönüp: – “Şeyh efendinin yevmiyesi kaç akçedir?” diye sordu. Vezirde, “Yüz Akçe” diye cevap verince, padişah sözlerine şöyle devam etti: -“Yüz akçe yetmez. Yüz akçe de benden sabun parası ilave ediniz, biraz yüreğindeki vehim ve vesvese çirkefini temizlesin!” Bu şahane hareketten sonra Ebusaid Efendi padişahın ayağına kapanıp af diledi. O günden sonra da temizlik konusundaki hassasiyetini terk etti. Sağlıcakla kalınız.