Ayşe Gider: “Çevreye Duyarlı Olmak Zorundayız”

Cumhur İttifakı’nın adayı Ayhan Gider’in bürokratlığı döneminde de siyasete atıldıktan sonra da en büyük destekçisi olan eşi Ayşe Gider, evini Gazeteniz Gündem’e açtı. Ailesi, mesleği, ilgi alanları, kadının siyasetteki yerine kadar her sorumuza samimi cevaplar veren Gider, mesleğinin de gereği olarak çevre konusundaki hassasiyetini tüm açıklığıyla aktardı.

Yeri geldiğinde kordonda tek başına dolaşabilecek, bir mekanda kitabını okuyabilecek kadar sakin ve rahatlığı seven Ayşe Gider, yeri geldiğinde görevinin bilincindeki bir bürokratın eşi olarak anlayışlı bir Osmanlı Kadını…

İlgi alanlarından evliliklerine, çevre konularından kültürel konulara, Çanakkale’nin kendisi için ne ifade ettiğinden kadının siyasetteki yerine kadar tüm sorularımıza içtenlikle cevap veren Gider, Çanakkale’nin eksikliklerinin bir an önce giderilmesi gerektiğini “Ayhan da başkan olsa, Ülgür Abi de başkan olsa fark etmiyor” diyerek ortaya koydu.

Röportaj: Eylem Gözeldere

*Ayşe Gider kendisini nasıl tanımlar?

– Sakin olduğum söylenir. Olaylara karşısında  sakinimdir, aşırı heyecanlanmam, aşırı sevinmem.  Kitap okumayı seviyorum. Arkadaşlarımla buluşmayı, onlarla sohbet etmeyi seviyorum. Bir araya gelmezsem özlüyorum onları…

Yeni yerlere gitmeyi, tarihi yerleri görmeyi seviyorum. Müzeleri gezerim.

Peyzaj Mimarlığı okudum. Ayhan ile aynı fakültedeydik. O zamandan beri beraberiz. İki çocuk sahibiyiz. Bir oğlum Eceabat’ta, bir oğlum Çan’da doğdu. Büyük oğlum Avukat, küçük oğlum üniversitede Mekatronik Bölümü okuyor.

*Gelenekçi bir yapıda mısınız, Modern bir yapıda mı?

Çok gelenekçi değilim. Çok modern olduğumu da düşünmüyorum. İkisi arasında bir tanım  varsa işte o benim. Yeri geldiğinde geleneklerimize de uyarım, yeri geldiğinde modern hayatın getirdiği kuralları da uygularım. Her ikisini de sentezleyen birisiyim.

“ÇEVREYE DUYARLI OLMAK ZORUNDAYIZ!”

*Mesleğinizin de gereği olarak çevreye duyarlı bir kişiliğiniz olduğunu biliyoruz. Çanakkale’yi bu anlamda değerlendirir misiniz?

– Çanakkale’yi görünce en çok üzüldüğüm yeşil alanların azlığı oldu. Mesleğim gereği en çok dikkatimi çeken bu oldu. Yurtdışına gittiğimizde yada başka illere gittiğimizde geniş alanlar, parklar gördüğümüzde içim titriyor. Bunlar neden Çanakkale’de yok diye… Gerçekten beni üzen eksikliğini hissettiğim en önemli şey bu. Çanakkale’de hem çocuklarımız hem yaşlılarımız için çok fazla yeşil alana ihtiyacımız var. Çevreye duyarlı olmak zorundayız. Torunlarımızın emanetine sahip çıkmalıyız. Dünyamız artık insanların yarattığı kirlilikten dolayı sıkıntılı ve maalesef bunu yaşıyoruz. Hastalıklarla, afetlerle görüyoruz. Hepimiz çevreci olmak, çevreye duyarlı olmak zorundayız.

*Peyzaj Mimarı olmaya nasıl karar verdiniz? Çevreci kişiliğinizin etkisi oldu mu?

– Ben mesleğimi seviyorum. Çünkü Peyzaj Mimarlığında sadece çizim değil, yetiştiricilik  de yapılabiliyor. Ziraat Fakültesi bünyesinde eğitim gördüğüm içinde ağaçlarla, bitkilerle çok haşır neşir oluyoruz. Üniversitede okurken seralarda sürekli bitki yetiştiriyorduk. Bir dönem buradaki üniversitede de çalıştım. Bitki ve çiçek yetiştirmenin hazzı müthiştir. Bir de yetiştirdiklerinizi bahçede kullanıyorsanız onların büyüyüp serpildiğini görmek insanı ayrı bir mutluluk verir. Mesleğimin hem mimarlık yönünü seviyorum hem de bahçe ve üretim kısmı ile uğraşmak hoşuma gidiyor.

“KARŞILIKLI SEVGİ VE DÜRÜSTLÜK HER ŞEYİ ÇÖZER”

*Uzun ve mutlu evliliğin sırrı nedir? Gençlere tavsiyeleriniz ne olacak?

– Öncelikle biz arkadaşız. Birbirimizi seven iki arkadaş. Eşimin mutsuz ve huzursuz olduğunu hissettiğim zaman ben hiçbir problemi ona yansıtmam. Çünkü zaten bir stres ve yük var üzerinde, bir tane de ben bindirmek istemem. Aynı şekilde benim stresli olduğumu gördüğü zaman da Ayhan aynı şeyi yapar. O anlamda birbirimizi hep rahatlatmaya çalışırız. Biz üniversitede döneminde de birbirimize hep olduğumuz gibi göründük. Hiçbir şeyimizi saklamadık. Kötü yanlarımızı da gösterdik, iyi yanlarımızı da gösterdik. Evlendikten sonra şoka uğramadık. Belki de bunun bir avantajı olmuştur.

Çocuklarımızın küçük olduğu dönemlerde, bir ay boyunca birbirimizi göremediğimiz zamanlar oldu. Ancak bunu aramızda hiç sorun etmedik. Hep karşılıklı anlayış gösterdik. Onun göreviydi. Gitmek zorundaydı. Birbirimizi rahat ettirmek , mutlu etmek  için elimizden geleni yaptık. Karşılıklı sevgi, saygı ve dürüstlük her şeyi çözüyor.  Birbirimizde hoşumuza gitmeyen şeyleri görünce bunu açık yüreklilikle söyledik. Ayhan zaten o konuda herkese karşı aynıdır. Hoşuna gitmeyen bir şey olursa direk söyler. Benden de hep aynı şeyi bekler.

“ÇANAKKALE BENİM VATANIM”

*Ayhan Bey’in söyleşimizde aktardığına göre; Ankara’daki görevi esnasında Çanakkale’deki evinizi hiç kapatmamışsınız. Çanakkale’yi özlüyor muydunuz?

– Ankara’ya görev için gitmiştik. Bizim asıl yerleştiğimiz yer, memleketimiz burasıydı. O nedenle burayı kapatmadık ve Ankara’ya yerleşmeyi düşünmedik. Zaten bulduğumuz her fırsatta buradaydık. Çanakkale bambaşka bir yer. Gerçekten çok güzel bir şehir. Merkezi de ilçeleri de çok güzel. İnsanları çok güzel Çanakkale’nin…

*30 yıldır Çanakkale’desiniz. Peki, Çanakkale sizin için ne demek?

– Çanakkale memleket demek benim için… Çünkü memur kızı olunca hiçbir yerde sabit durmadık, hep il il dolaştık. O nedenle Çanakkale benim için vatan demek, memleket demek. Görevim gereği köylerine kadar her yerini biliyorum. İlçelerini, insanlarını biliyorum ve burası benim memleketim diyorum.

“AYHAN ÇOK ÇALIŞKAN BİR ADAM”

*”Ayhan Bey’e aileniz Başkan Adayı olmanıza nasıl tepki verdi?” diye sorduğumda, “Hiç kimsenin ailesi böyle bir şey için çok mutlu olmaz” cevabını vermişti. İl Özel İdaresi’ndeki veda konuşmasında da bürokratlığı süresince ev eşyalarının her an taşınmaya hazır olduğunu belirtmişti. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Evin hanımı olarak her an taşınmaya hazır olmak zor olmadı mı?

– Her an taşınabilir eşya konusu şu: Ayhan asla minnet etmez. İlçe Müdürü olarak görevlendirildiğinde bana “Ben hadi dediğimde 24 saat içinde kamyona yüklenebilecek gibi eşyalar seç ki makamı koruma derdine düşmeyelim, sürgün olmaktan korkarak doğru bildiğimizin dışında bir şey yapmayalım” demişti. Bu aslında sadece doğru olanı yapmak isteyen bir insan hassasiyetidir ki biz birbirimizi en çok da bundan sevdik.

Eceabat’tan Çan’a giderken veya Çan’dan buraya gelirken yeni bir görev yeni bir yer, bir heyecan ile geliyor ve çalışıyorsunuz. Taşınmak zor olsa da gençliğimizin verdiği güçle hiç problemimiz olmadı. Ayhan ’emekli olacağım ve emeklilik yaşayacağım’ dediğinde ben mutlu olmuştum. Bir sürü plan yapmıştık.

Sonrasında Milletvekilliği ile başlayan  süreç ve ardından şimdi de Başkan Adaylığı ile yeniden bir heyecan oldu. Emeklilik planlarımızı biraz daha öteledik. Şöyle ki; ben eşime yapmış olduğu her görevde güveniyorum. Çünkü çok çalışkan bir adam. Çanakkale ile ilgili çok güzel projeleri var ve bunları uygulayabilmek için gece gündüz yorulmadan çalışır. Gençliğinde de böyleydi, geceleri sabaha kadar uyumazdı. Bir bakarsınız daireye gitmiş, aklındakileri fikirleri yazıya döküyor, bir bakarsınız bilgisayarı açmış evde çalışıyor. Ayhan’ın yapısında var bu. Emeklilikte de anladığınız anlamda bir emeklilik yaşayacağımızı hiç düşünmemiştim. Yine bir şeyler ile uğraşacak bir şeyler yapacaktı, Kafasında planlıyordu eminim. Olgunlaşmasını bekliyordu.

*Nasıl bir emeklilik hayal etmiştiniz?

– Kendi emekliliğime daha biraz zaman var, ancak Ayhan emekli olduğunda geziler planlamıştık. Çanakkale’de akrabalarımız ve dostlarımızla sakin ve huzurlu bir şekilde yaşam hayal etmiştim.

“KORDONDA TEK BAŞIMA YÜRÜMEYİ SEVİYORUM”

*Bildiğimiz kadarıyla alışverişi de yemeğinizi de kendiniz yapıyorsunuz. Seçim döneminde dışarı alışverişe çıktığınızda vatandaşların tepkileri nasıl oluyor?

– Afişler basıldığından beri daha çok tanınmaya başladım. İnsanlar biraz daha dikkatli bakmaya başladı. Bu hanımı bir yerden tanıyoruz diye bakıyorlar. Hakikaten rahat bir insanım. Kendi başıma alışveriş yapmayı, kordonda tek başıma yürümeyi, gidip bir kafede kitap okumayı seviyorum. Aslında Ayhan da ön plana çıkmayı çok sevmez ama siyasette biraz mecbur. Bürokrat olduğu dönemlerde gazetelerde pek fazla yer almazdı. Ayhan ile birlikte pazar  ve market alışverişimizi yaparız.  Tepkiler ise oldukça güzel. Desteğini açıklayanlar oldukça fazla. Bazen de sorunları olanlar danışmak  veya çözüm konusunda yardım istemek için geliyorlar.

“ÇANAKKALE’DE BİR KADIN, TEK BAŞINA RAHATÇA YAŞAYABİLİR”

*Bir kadın olarak değerlendirirseniz, Çanakkale nasıl bir kent?

– Çanakkale yaşanabilecek en rahat  şehirlerden bir tanesidir. Bir kadın tek başına istediği gibi yaşayabilir. Burada kimse kimseyi rahatsız etmez. Ancak sosyal aktiviteler yönünden kadınlar için daha bir sürü şey yapılabilir. Sadece emekli kadınlar için değil, çalışan kadınlar için de tesisler ve faaliyetler düzenlenmelidir.

*Çanakkale’de sizce olması gereken, eksik olan bir şey var mı?

– Tiyatro en önemli kültürel faaliyet. Bir kültür şehri olduğumuzu söylüyoruz. Burada yaşayanların çoğu eğitimli ve kültürlü insanlar. Bir tiyatronun olmaması bana garip geliyor. Konser salonunun olmaması garip geliyor. Ayhan da başkan olsa, Ülgür Abi de başkan olsa fark etmiyor. Birinin mutlaka yapması gerekiyor. Çanakkale’ye şu anki durum yakışmıyor.

Ayşe Gider ile söyleşimizin devamı gelecek…

 

 



WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com