Yabancılaşma

Hiç ait olmadığınız bir yerde, hiç tanımadığınız insanlarla bir arada bulundunuz mu? Cevabınız evet ise hikâyemi dinledikten sonra -hikâyemde- kendinizden bir şeyler bulacağınıza adım gibi eminim.

Bu -şimdilik- benim hikâyem. Son cümleleri okurken sizin de hikâyeniz olacak ve yalnızlık denen hissin kalbimde bıraktığı acıları bir nebze olsun paylaşabilmenin rahatlığına erişeceğim.

 Güzel dostluklara ve güzel günlere

Reha Y.

Yabancılaşmaya Doğru

Kendi içimde sıkıştım. Acı verici bu durumu size açıklamaya çalışacağım. Bu öyle bir sıkışma ki; çöp fabrikalarının büyük çöp yığınlarını baskı (press) makinaları ile kibrit kutusu büyüklüğüne getirmelerine benzetiyorum. Ağırlığından hiçbir şey kaybetmiyor. Ufaldıkça ufalıyor. Dikkat çekmesi gittikçe zorlaşıyor. Her küçük şey gibi önemsizleşiyor. Önemsizleştikçe sıkışıyor. Sıkışmışlığı arttıkça kendi gücünü kaldıramaz hale geliyor ve Buum!! Patlıyor.

Tıpkı sıkıştırılmış çöp yığınları gibi patladım bende. O gün iş yerimden “iyi tatiller” dileklerimi ileterek çıktım. Kasvetli vedaları, kötü gün samimiyetlerini oldukça vasıfsız bulmamdan dolayı olsa gerek kimselere ses etmedim. Sadece gittim. Her gün gittiğim gibi. Sıradan ve gösterişten uzak. Büyük ihtimalle yokluğumun farkına mesai saati başladıktan çok sonra, bana işleri düştüğünde, varacaklardı. Sonra telefonuma bir çağrı. Neyse ki bu sinir bozucu çağrı için de önlemimi almıştım.

(aldığım önlem şöyle bir şey)

Eve giderken yolumu uzatma pahasına her seferinde yürüdüğüm sahil şeridinde büyükçe bir kayaya oturdum. Marketten aldığım biramı açıp bir sigara yaktım. İlk birkaç nefes boyunca epey öksürdüm. Daha sonra alıştı vücudum. Üst üste yaktığım hiçbir sigara beni bir daha öksürtmedi. Biram bittiğimde hiçbir desteğe başvurmadan ayağa kalktım. Birkaç denge kaybından sonra vücüdumu sabitledim. Cebimden önce telefonumu sonra telefonumdan sim kartımı çıkardım. Sim kartımı içtiğim sigaraların izmaritini atar gibi bir fiske darbesiyle denize fırlattım. Telefonumu paltomun cebine koyup eve doğru yollandım.

Dairemin kapısına geldiğimde kapı önünde not buldum. Ev sahibimin rutin hadsiz davranışları arasında en sinir bozucu olandı bu. “kira vaktinin geçtiğini hatırlatırım Reha bey!” Kağıdı alıp içeri girdim. Doğruca mutfağa yollanıp çöpe attım. Dolaptan bir şişe bira alıp 2-3 içişte bitirdim. Salona doğru yürümeye başladım. Kendimi kanepeye sırt üstü atıp söylenmeye başladım. “Paragöz ihtiyar! Sene boyunca yaptığın çifte zam yetmiyor birde 2 gün gecikme için evime not bırakıyorsun”



WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com