YÜREKSİZ OLMA

Susanna Tamaro‘nun bu en ünlü kitabı, yayımlandığı günden bu yana yeni okurlarla buluşmayı sürdürüyor.

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git

Seksen yaşında bir büyükannenin uzaklardaki torununa yazdığı mektuplardan oluşur ‘Yüreğinin Götürdüğü Yere Git’ romanı… Alabildiğine yalın, gündelik konuşma diliyle yazılmış bu sevgi dolu mektuplar, hem bir iç döküş, hem de bir bilgenin vasiyeti niteliğinde.

Yaşlı büyükanne, bu mektuplarda, kendisinin ve kızının dokunaklı yaşamlarının gizli kalmış yönlerini açığa vururken kendi kendisiyle bir iç hesaplaşmayı da birlikte yürütüyor. Değişen gelenekler, altüst olmuş değerler karşısında hissettiklerini, torununa sevgiyle aktarmaya çalışan bu yaşlı kadın, gençliğinde yapmayı göze alamadığı şeyleri yapmasını torununa öğütlerken şöyle diyor: “Yapmaya değecek tek yolculuk, içimize yaptığımız yolculuktur; o özgün çağrıya kulak vermeli, yüreğimizin götürdüğü yere gitmeliyiz.”

Özetle böyle ‘Yüreğinin Götürdüğü Yere Git’

Yaşlı kadın, gençliğinde yapmayı göze alamadığı şeyleri yapmasını torununa öğütlüyor. Oysa, gençliğinde yapmak istediklerini göze alıp yapsa torununun dünyası belki de farklı olacaktı.

***

O nedenle; cennetten arsa vaat edilişini, bal tutup parmağını yalayanların kahkahalarını, yalakalık yapıp köşe dönenleri, her devrin adamı modelleri unutmadan yüreğimizin götürdüğü yere gitmeliyiz, gitmeliyiz ki biz de onlar gibi olmayalım.

Gün gelip de çocuğunuz size  “Anne, baba sen ne yaptın, nasıl mücadele ettin ki hiçbir şey bırak değişmeyi daha kötü olmuş” derse ne dersiniz?

İşte bu sorunun vicdani yükünün altında ezileceğinize, lütfen ama lütfen yalakalık yapmadan işinizi yapın.

Yok dönemin şartları, yok güç dengesi, yok efendim konuşanı-yazanı şöyle yapıyorlar, hapislerde çürürsün vs vs…

Bırak bunları anam babam…

Yüreğinin götürdüğü yere git…

Hırsıza hırsız, yavşağa yavşak, yandaşa yandaş de.

Unutma, unutturma yaşananları…

***

Gün gelir,devran döner

Yalakalar, yandaşlar huylarından vazgeçmez başka kapılarda yine görevlerini yaparlar ama, sen ‘ben güçlüden, ezenden, sömürenden yana hiç olmadım ki’ diye övünürsün…

Bu da senin madalyan olur…

Çocuğuna onurunu devredersin alnı açık başı dik…

Ne yapacaksın ki; lüks arabayı, triplex evi,yazlığı, kışlığı… Yaşam bitince herkesin toprağı oluyor unutma bunu.

Uzun lafın kısası; yürek işi bu güzelim, yürek işi…

Yüreğin yoksa; ‘Ben neler olduğunu biliyorum ama susup da yaşamayı tercih ediyorum’ dersen inan sana bahçende soğan, maydanoz yetiştirmene bile izin vermezler…

Çökerler tepene…

O nedenle sen sen ol yüreksiz olma…

Saygılarımla