ÖNCE ÜLKEM

Milliyetçi Hareket Partisi, geçen hafta, Ankara’da aday tanıtım toplantısı yaptı. MHP lideri Devlet Bahçeli, Beka konusuna vurgu yaptı. Keza MHP’nin ana prensibi, ”Önce Ülkem, Sonra Partim, Sonra ben” dir. Cumhur İttifakı, şu il senin, bu ilçe benim paylaşımı değildir. Milli birlik ve beraberlik anlaşmasıdır. İçte ve dışta sıkıntı yaşayan Ülkemizin, geleceğini teminat altına alma sözleşmesidir. Ankara Spor Salonundaki aday tanıtımında, Sayın Dr. Devlet Bahçeli’nin, Arif Nihat Asya’dan okuduğu, Dua şiiri, bu birlikteliğin ana temasını ne güzel anlatmaktadır. Buyurun öyleyse,

Biz, kısık sesleriz… Minareleri,
Sen, ezansız bırakma Allahım!
Ya çağır şurda bal yapanlarını,
Ya kovansız bırakma Allahım!
Mahyasızdır minareler… Göğü de,
Kehkeşansız bırakma Allahım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allahım!
Bize güç ver… Cihad meydanını,
Pehlivansız bırakma Allahım!
Kahraman bekleyen yığınlarını,
Kahramansız bırakma Allah’ım!
Bilelim hasma karşı koymasını,
Bizi cansız bırakma Allah’ım!
Yarının yollarında yılları da,
Ramazansız bırakma Allah’ım!
Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü,
Ya çobansız bırakma Allah’ım!
Bizi sen sevgisiz, susuz, havasız
Ve vatansız bırakma Allah’ım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allah’ım!

ACICIK UCUNDAN

Bir memleketin başbakanı “az konuşurmuş”, her fırsatta soru soran gazetecilere cevap vermezmiş, diyeceği varsa basın sözcüsü konuşurmuş: “Sayın başbakan bugün şunlarla görüştü, şu toplantıya katıldı, şu kanunu imzaladı.” Başbakanlık sözcüsü bir gün gazetecilere şaka yapayım demiş:“Başbakan bugün gölü yürüyerek geçti!”
Gazeteciler şaşırmış: “Ne yaptı, ne yaptı?”“Gölü yürüyerek geçti!”
Ertesi gün gazetelerden birinin manşeti: “Yüzme bilmeyen başbakan gölü yürüyerek geçti!” Ve haberin yorumu: “Yüzme bilmeyen başbakan mı olur?”

***

Kuraklık var, yağmur yağmıyor, nefesi kuvvetli bir hoca getirmişler, hep beraber tepeye yağmur duasına çıkmışlar, akşama kadar dua etmişler, bir damla yağmur düşmemiş…
“Hani hoca efendi, yağmur nerede?”Hoca terslemiş: “Sizin kalbiniz bozuk!”“Niye?”“Eğer yağmur yağacağına inansaydınız, şemsiye taşırdınız. Bir ben inandım, şemsiye aldım, o da yetmedi!”

Sağlıcakla kalınız.