VEFA

Dünya zalim bir değirmen,

Geze, geze öğrendim ben.

Hayat okul, dert öğretmen,

Yaza, çize öğrendim ben

Bu dünyanın kopmuş ipi.

Belli değil, sonu, dibi.

Acıları, tesbih gibi,

Çeke, çeke öğrendim ben.

Aşkı sorma, hazar olmuş.

Vefa çoktan mezar olmuş.

Yürekler taş, duvar olmuş.

Geç olsa da, öğrendim ben.

Yazımıza, Ahmet Selçuk İLKAN’ın dizeleri ile başladık, Konumuz Vefa. Bazıları için, İstanbul’da bir semt. Kimileri için ise, bir Boza markası. Hatırlayınız. Yine bir şarkıda, geçen günlere, şöyle seslenilmiştir; “Yorgunumu dostlarım, yorgunumu artık. Vefasız yıllara dargınım artık”. Yaşlanırken ya da ömrümüzden günler geçerken, elbette herkes gibi vefasızlığa uğradık. Ancak, vefalı dostlar, bu kadirbilmezliği unutturdu. Allah eksikliklerini vermesin. Vefayı göz ardı etmeyiniz. Her şey para değil. Bir sokak hayvanına verdiğiniz bir parça yiyecek sonucu, onun size minnet duygularını ifade eder gibi bakması.. Ertesi gün, sokaktan geçerken, bir gün önce verdiğiniz ekmek parçasından dolayı, yanınıza gelip, sırnaşması. İnsanı ne kadar mutlu ediyor değil mi?

MEVLANA SÖZLERİ

Vefalı bir düşmanı, vefasız bir dosta tercih et.

Dostlarını daima vefa ile hatırla can. Arayan sen Ol, bulan sen; tanıyan sen ol, kucaklayan sen. Kula vefası olmayanın Hakka vefası olmaz. Vefada dostluk vardır, fedakârlık vardır. Vefa düşmanlığı, kini, nefreti sevmez. Vefa aynı duyguları, aynı düşünceleri kucaklar.

Siz kimseden bir vefa görmeseniz de, vefalı biri olarak yaşayın.

Vefasız da vefa, vicdansızda vicdan, merhameti olmayanda insanlık ulunmaz. Vefa dostluğu dünya nimetlerine değişmemektir.

Vefa yoksa dostun, zekât yoksa malın, sevgi saygı yoksa kalbin insana bir hayrı olmaz. Bir kadın ne kadar çok vefalı olursa, kurduğu aile de o kadar sağlam olur. Ben hiç yalnız kalmadım, tüm dostlarım, tüm sevenlerim beni terk etse de, vefa benim en iyi dostum olarak her zaman yanımda kalacaktır. Vefa arkanda bıraktığını, giderken yaktığını yabana atmamandır. Dünyada herkes vefalı olsaydı, nasıl anlaşılırdı o zaman vefasızın değeri.

İBRETLİK

Yaşlı doktor, kendisine yapılan bu iyiliğe nasıl mukabele edeceğini bilemiyor ve hemen yanında oturan genç adamın ellerini sıkarcasına tutuyordu. Hayata yeniden dönmenin sevinciyle hiç durmadan konuşurken:-Ameliyat için beni bayılttığınızda, her nedense gençlik yıllarıma döndüm, diye devam etti. Henüz toy bir asistanken, anne karnındaki bir bebeğin ayaklarından sakat olduğunu anlamış ve onu bir şekilde yaşatmaktansa öldürmeyi düşünürken, kalp atışlarının duyup kıyamamıştım. O yavrunun yaşamasını istediğim için, Allah seni imdadıma göndermiş olmalı. Genç doktor, ancak bir babanın evladına karşı gösterebileceği sıcaklıkla kavranan ellerini kurtarıp biraz geriye çekildi ve dizlerinden aşağısı “takma” olan bacaklarını gösterirken;-Allah hiçbir iyiliği unutmaz efendim, diye gülümsedi. Kurtardığınız o çocuk bendim…

Sağlıcakla kalınız.